Annem, iki yüz davetlinin önünde bana ait olan 28 milyon liralık villayı

“Sence beni aldatıyor mu?” O an cevap veremedim. Çünkü zihnimde başka bir soru oluşmuştu. Eğer Murat gerçekten başka biriyle birlikteyse… Annem bunu biliyor muydu? Ve eğer biliyorsa… Neden bu düğünü durdurmuyordu? O gece eve döndüğümde telefonum çaldı. Arayan kişi tanımadığım bir numaraydı. Açtım. Karşı tarafta yaşlı bir erkek sesi vardı. “Elena Hanım?” “Evet.” “Ben Murat Bey’in eski iş ortağıyım.” Bir anda irkildim. Adam devam etti. “Sizinle görüşmem gerekiyor.” “Neden?” Kısa bir sessizlik oldu. Sonra söylediği şey nefesimi kesti. “Çünkü kız kardeşiniz evlenmek üzere olduğu adamı tanımıyor.” Kanım çekildi. “Ne demek istiyorsunuz?” Adamın sesi daha da alçaldı. “Elimde belgeler var.” “Ne belgeleri?” Ve sonra o cümleyi kurdu. Öyle bir cümleydi ki bütün olayın yönünü değiştirdi. “Bu sadece bir aldatma meselesi değil.” Kalbim deli gibi atıyordu. Adam devam etti. “Murat’ın gerçek amacı sizin villanız olabilir.” Elimdeki telefon kayacak gibi oldu. “Ne?” “Yüz yüze konuşmamız gerekiyor.” “Neler oluyor?” Adam derin bir nefes aldı. Ve son sözlerini söyledi. “Düğün yapılırsa… çok geç olabilir.” Hat kesildi. Ben salonda tek başıma kaldım. Telefon hâlâ elimdeydi. Kalbim göğsümü parçalayacak gibiydi. Çünkü ilk kez korkunç bir ihtimal aklıma gelmişti. Ya annem sadece beni kullanmıyorsa? Ya Sofia da kullanılıyorsa? Ve ya bu düğünün arkasında düşündüğümden çok daha karanlık bir plan varsa? Ertesi sabah o adamla buluşmaya karar verdim. Ama henüz bilmiyordum. Bana göstereceği dosyanın içinde bulunan tek bir belge… Sadece Murat’ın değil… Annemin de bütün hayatını altüst edecekti. Devam edecek… O gece neredeyse hiç uyumadım. Sabah saat altıda çoktan ayaktaydım. Kahve hazırladım. Ama içemedim. Midem düğümlenmişti. Sürekli aynı şeyi düşünüyordum. Murat. Annem. Sofia. Ve telefondaki adamın söylediği son cümle. “Düğün yapılırsa çok geç olabilir.” Saat dokuzda buluşma yerine gittim. İstanbul’un eski semtlerinden birindeki küçük bir kafeydi. Adam çoktan gelmişti. Altmış yaşlarının üzerindeydi. Yüzü yorgundu. Beni görünce ayağa kalktı. “Elena Hanım.” Masaya oturdum. Doğrudan konuya girdim. “Ne biliyorsunuz?” Adam çantasını açtı. Kalın bir dosya çıkardı. Masaya bıraktı. Dosyanın kalınlığını görünce kalbim sıkıştı. “Önce şunu bilin.” Durdu. “Ben burada kimseyi korumaya çalışmıyorum.” Dosyayı açtı. İlk belgeyi önüme koydu. Murat’ın şirket kayıtları. İkinci belge. Borç dökümleri. Üçüncü belge. Mahkeme kayıtları. Dördüncü belge. İcra dosyaları. Gözlerim büyüdü. Sayfaları çevirdikçe nefes almakta zorlanıyordum. Murat’ın görünürde başarılı olan işleri aslında yıllardır batıyordu. Milyonlarca liralık borç vardı. Ödenmemiş krediler. Kapatılmış şirketler. Açılmış davalar. Sonra adam önüme başka bir belge koydu. Bu kez elim gerçekten titredi. Belgenin üstünde Murat’ın adı vardı. Altında ise başka bir isim. Bir emlak danışmanı. Belgenin konusu ise… Benim villamdı. Sarıyer’deki villam. Kanım çekildi. “Bu ne?” Adam bana baktı. “Yaklaşık üç ay önce hazırlandı.” “Nasıl yani?” “Villanızın piyasa değerini araştırmış.” Nefesim kesildi. “Neden?” Adamın cevabı kısa oldu. “Çünkü villayla ilgileniyordu.” Bir anda bütün parçalar birleşmeye başladı. Düğün. İki yüz davetli. Gösterişli organizasyon. Annemin takıntısı. Murat’ın sessizliği. Her şey.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.