Babamın Sırrı Kardeşin İfşa

"Birbirimizi seviyoruz. Ve evleniyoruz." O gece geç saatte beni aradı. "Bu doğru değil. Bunların hiçbiri doğru hissettirmiyor." Otomatik bir şekilde, "Yas işte," diye cevap verdim. "İnsanlar garip şeyler yapar." Kimi ikna etmeye çalıştığımı bilmiyordum. Sonraki birkaç hafta içinde her şey hızla gelişti. Sessizce. Büyük duyurular yoktu. Nişan töreni yoktu. Sadece evrak işleri, randevular ve bizi dinlemediklerini sandıkları anlarda fısıltıyla yapılan konuşmalar vardı. Kimi ikna etmeye çalıştığımı bilmiyordum. Lale beni de dahil etmeye çalıştı. "Çiçekleri seçmeme yardım etmek ister misin?" "Mekânı görmeni isterim diye düşünmüştüm." Her seferinde reddettim. "İyiyim ben," dedim. "Ne istiyorsanız onu yapın." Babam bir keresinde beni kenara çekti. "Bu durum seni rahatsız etmiyor, değil mi?" Lale beni dahil etmeye çalışıyordu. Tereddüt ettim. Sonra başımı salladım. "Sen mutluysan önemli olan bu." Omuzları gevşedi. Sanki henüz tam olarak anlamadığım bir şey için bağışlanmış gibiydi. Düğün davetiyesi altı hafta sonra geldi. Küçük bir tören. Sadece yakın aile. Uzun süre davetiyeye bakakaldım. Annemin ismi hiçbir yerde geçmiyordu. Bir anma, bir atıf yoktu. Bu kadar kısa süre geçtiğine dair en ufak bir emare yoktu. Yine de gittim. Annemin adı hiçbir yerde yoktu. Bahsedilmemişti bile. Kendi kendime olgun davrandığımı söylüyordum. Sevgi dolu, hayırlı bir evlat gibi. Düğün günü orada; gülücükler, şampanyalar ve hafif müzik eşliğinde dururken bu yalanı zihnimde tekrarlayıp durdum. Bu sadece yas. Bu sadece kırılmış iki insanın teselli bulması. Derken Mert içeri daldı; gözleri fal taşı gibi açılmış, ceketi yarım yamalak üstünde. Kolumu kavradı. "Ceren. Konuşmamız lazım. Hemen şimdi." Ve nedenini sormama fırsat kalmadan, her şeyi darmadağın eden o cümleyi kurdu. "Babam, bize gösterdiği kişi değil." Bu yalanı zihnimde tekrarlayıp durdum. Mert neredeyse dışarı çıkana kadar durmadı. Müzik arkamızda yavaş yavaş soldu. Açık kapılardan kahkahalar taşıyordu. Birileri kadeh tokuşturup tezahürat yapıyordu. Bu durum mide bulandırıcı hissettiriyordu. "Neler oluyor?" diye tısladım. "Töreni kaçırdın. Buraya koşarak gelmiş gibisin." "Neredeyse gelmeyecektim," dedi. Kolumu bıraktığında elleri titriyordu. "Bana gelmemem söylendi." "Kimin tarafından?" Mert resepsiyon salonuna bir göz attı, sonra sesini alçalttı. "Annem." "Töreni kaçırdın. Buraya koşarak gelmiş gibisin." Ona bakakaldım. "Bu hiç komik değil." "Şaka yapmıyorum. Yemin ederim." "Yani annemin vefat ettikten sonra sana bir şey söylediğini mi iddia ediyorsun?" "Hayır," dedi hızla. "Ölmeden önce." Uzun bitkilerin arkasında, vestiyerlerin yanında duruyorduk. İnsanlar gülümseyerek yanımızdan geçiyordu; tüm vücudumun yıkılmak üzere olduğundan habersizlerdi. "Şaka yapmıyorum. Yemin ederim." "Bu sabah bir avukat beni aradı. Neredeyse açmayacaktım, reklam araması sandım." "Eee?" "Annemin adını biliyordu. Hastalığını biliyordu. Öldüğü tam tarihi biliyordu." Ağzım kurudu. "Annem, babam tekrar evlendiğinde kendisine ulaşmasını istemiş," diye devam etti kardeşim. "Özellikle de babam Lale ile evlendiğinde." Sırtımdan aşağı buz gibi bir ürperti indi. "Annem, babam tekrar evlendiğinde ona ulaşmasını istemiş." "Bu hiç mantıklı değil. Neden böyle bir şey yapsın ki?" Mert sözümü kesti: "Öğrenmiş." "Neyi öğrenmiş?" Hemen cevap vermedi. Ceketinin içinden bir zarf çıkardı. Kalın, krem rengi bir zarf. Mühürlü. "Bunu öleceğini bildiği sırada yazmış. Avukattan doğru zaman gelene kadar saklamasını istemiş." Gözlerim zarfa kilitlendi. Ceketinin içinden kalın, krem rengi, mühürlü bir zarf çıkardı. "İçinde ne var?" "Babamla ilgili gerçekler." Titrek bir kahkaha attım. "Babam hep yanındaydı. Ona baktı. Her gün oradaydı." "O da öyle sanıyordu," dedi kardeşim sessizce. "Oku," diye fısıldadım. "Yapamam. Burada değil. Henüz değil." "Neden?" "Oku şunu." "Çünkü bir kez öğrendiğinde, artık bunu bilmemiş gibi yapamazsın." İçeriden bir kahkaha koptu. Biri ismimi seslendi. "Ceren! Pastayı kesmek üzereler!" Kıpırdamadım. "Annem ne öğrenmiş?" diye tekrar sordum. Mert sanki uyanmaya çalışıyormuş gibi yüzünü ovuşturdu. "Annem ne öğrenmiş?"
Copyright © 2015. All Rights Reserved.