BABASI, DOĞUŞTAN KÖR OLAN KIZINI BİR DİLENCİYLE EVLENDİRDİ
“Annenin kardeşi olan Halil Ağa’nın yanında çalışıyordum. O yıllarda henüz çok gençtim. Annen bana güvenirdi. Ölmeden kısa süre önce bana senden söz etti. Bir gün seni bulmamı ve güvende olduğundan emin olmamı istedi.” Şahika şaşkınlıkla ona döndü. “Peki neden dilenci kılığına girdin?” Selim acı bir gülümsemeyle başını eğdi. “Çünkü baban beni tanıyordu. Seni onun evinden çıkarmanın başka bir yolunu bulamadım.” “Beni babam mı sana verdi?” “Evet.” Şahika’nın yüzü değişti. “Yani babam beni sana isteyerek verdi.” “Baban seni evden göndermek istiyordu. Ama beni sıradan bir dilenci sandı. Seni de benimle gönderdiğinde, hayatının nasıl değişeceğini bilmiyordu.” Şahika sessizce ağladı. Bir süre sonra aklına başka bir soru geldi. “Peki sen neden bana gerçeği hemen anlatmadın?” Selim onun karşısına oturdu. “Çünkü sana acıdığım için değil, seni gerçekten sevdiğim için bekledim. Beni geçmişim veya param için değil, olduğum kişi için sevmeni istedim. Eğer ilk gün kim olduğumu söyleseydim, bana karşı hissettiğin her şeyin gerçek olup olmadığını asla bilemeyecektim.” Şahika uzun süre hiçbir şey söylemedi. Sonra elini uzattı ve Selim’in yüzüne dokundu. “Ben seni kim olduğun için sevdim,” dedi. “Dilenci olduğunu sandığım zaman da, şimdi başka biri olduğunu öğrendiğim zaman da.” Selim’in gözleri doldu. Fakat hikâyenin en büyük sırrı henüz ortaya çıkmamıştı. Selim, sandığın altından başka bir paket çıkardı. “Bunu da sana vermem gerekiyor.” Şahika paketi açtı. İçinden eski bir evin anahtarı ve küçük bir mühür çıktı. “Bunlar ne?” “Annenin ailesinden kalan evin anahtarı.” Şahika şaşkınlıkla ayağa kalktı. “Benim mi?” “Senin.” Selim ona yıllardır neden arandığını da anlattı. Annesinin ailesi, Şahika’nın doğumundan sonra kızın babasının çocukla ilgilenmediğini fark etmişti. Ancak aile içindeki anlaşmazlıklar ve babanın baskısı nedeniyle Şahika’dan uzak tutulmuşlardı. Annesinin ölümünden sonra ise kimse onun nerede olduğunu öğrenememişti. Selim’in yıllar boyunca yaptığı araştırmalar sonunda Şahika’nın izini bulması böyle olmuştu. “Peki şimdi ne olacak?” diye sordu Şahika. Selim gülümsedi. “Şimdi ilk defa kendi hayatına kendin karar vereceksin.” Ertesi sabah Şahika, yıllar sonra ilk kez babasının evine geri döndü. Kapıyı babası açtı. Şahika’nın sesini duyunca bir an sustu. “Sen…” “Evet. Ben.” Babası kızının yüzüne baktı. Eskiden yaptığı gibi onu küçümseyen bir ifadeyle değil, bu kez şaşkınlıkla süzdü. “Selim nerede?” “Dışarıda.” Babası sertçe güldü. “Demek dilenci seni geri getirdi.” Şahika başını kaldırdı. “Hayır. O beni hiçbir zaman dilenci olmadı. Ama sen beni yıllarca sevgisizliğin içinde yaşamaya mahkûm ettin.” Adamın yüzündeki ifade değişti. Şahika devam etti. “Bana hep bir yük olduğumu söyledin. Beni sakladın. Bana adımla bile seslenmedin. Ama ben artık senin bana biçtiğin değerden ibaret değilim.” Babası sessiz kaldı. Şahika içeri girmedi. Çünkü artık geçmişin karanlık odalarında yaşamaya ihtiyacı yoktu. Selim’in yanına döndüğünde adam onun elini tuttu. “İyi misin?” Şahika başını salladı.