Benden Otuz Yaş Küçük Kocam

Dosyanın en altında bir fotoğraf buldum. Aras, genç bir kadınla aynı masada oturuyordu. Kadının kucağında üç yaşlarında bir çocuk vardı. Fotoğrafın arkasında tarih vardı. Üç ay önce. Kadının adını bilmiyordum. Ama Aras’ın o çocuğa bakışını gördüm. Benim hiç görmediğim bir bakıştı. Sahiplenici. Doğal. Maskesiz. Ece’yi aradım. “Dosyayı buldum,” dedim. “Fotoğraflarını çekin. Belgeleri yerinde bırakın. Biz bu gece harekete geçeceğiz.” “Bu gece mi?” “Evet. Ama öğretmenim, sizden bir şey isteyeceğim. Zor olacak.” “Ne?” “Bu akşam onunla normal davranacaksınız. Bardağı alacaksınız. İçmiş gibi yapacaksınız. Sonra acil bir durum bahanesiyle odanıza geçeceksiniz. Biz evin yakınında olacağız.” Telefonu kapattığımda aynaya baktım. Karşımda elli dokuz yaşında bir kadın vardı. Bir zamanlar sınıfta kırk çocuğun gürültüsünü tek bakışla susturan Leyla öğretmen. Sonra kocasının ölümünden sonra yalnızlaşmış, sevgiye aç kalmış, kendine gelen ilk şefkati kader sanmış Leyla. Ve şimdi, kendi evinde bir yabancının oyununu bozmak zorunda olan Leyla. O akşam Aras çok neşeliydi. Yemekte bana Ayvalık’taki yazlığı satma fikrini yine açtı. “Orası artık sana yorucu geliyor,” dedi. “Hem ben daha sakin bir yerde yeni bir ev bakarım. Bizim için.” “Bizim için mi?” “Tabii bebeğim. Sen ve ben.” İçimden, “Sen, o kadın ve çocuk mu?” demek geçti. Ama sustum. “Düşünürüm,” dedim. Gözleri parladı. “İşte benim güzel karım.” Gece bardağı getirdi. Ben içmiş gibi yaptım. Bir süre sonra başım dönüyormuş gibi yatağa uzandım. “İyi misin?” diye sordu. “Sadece uykum geldi.” Göz kapaklarımı kapattım. Aras bir süre başımda bekledi. Sonra telefonunu aldı ve balkona çıktı. Sesini alçaltmıştı ama ben artık her fısıltısını duymaya çalışıyordum. “Evet,” dedi. “Yakında bitecek. Bir iki imza kaldı. Sonra Ayvalık da satılacak.” Bir duraklama. “Hayır, panik yapma. O hiçbir şey anlamıyor. Zaten yakında doktor raporu da çıkar.” Kanım dondu. Sonra diğer cümlesi geldi: “Çocuğa söyle, babası yakında gelecek.” İçimdeki son yanılsama da o anda öldü. Aras’ın bir çocuğu vardı. Bir hayatı vardı. Ve ben o hayatın finansmanıydım. Balkon kapısı açıldı. Aras içeri girdi. Ben hâlâ uyuyormuş gibi yaptım. Bir süre sonra kapı zili çaldı. Aras irkildi. Bu saatte kimsenin gelmesini beklemiyordu. Aşağı indi. Ben de yavaşça kalktım. Merdiven başına kadar geldim. Kapıyı açtığında karşısında Ece vardı. Yanında iki polis memuru ve bir sağlık görevlisi. “Aras Korkmaz?” dedi Ece. Aras’ın sesi bir anda değişti. “Evet. Ne oluyor?” “Evinizde kullanılan bazı maddeler ve eşinizin sağlık durumu hakkında savcılık izniyle inceleme yapacağız.” Aras güldü. “Saçmalık bu. Leyla iyi değil. Son zamanlarda paranoyak davranıyor. Bakın, zaten akli durumu…” “Bunu bekliyordum,” dedi Ece. Sonra başını kaldırdı ve bana baktı. “Leyla öğretmenim, gelebilir misiniz?” Aras merdivenin başında beni görünce yüzünün rengi attı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.