Çocuğun Kaybolduğu Gün Çantasında Korkunç Bir Not Buldu

Sosyal hizmetler devreye girdi. Emre birkaç gün devlet korumasında kaldı. Hasan her gün karakola, sonra çocuk merkezine gitti. Elinde bazen simit, bazen meyve suyu, bazen de sadece sessizliği vardı. Emre ilk gün konuşmadı. İkinci gün de çok az konuştu. Üçüncü gün Hasan’a baktı. “Otobüs ne oldu?” Hasan gülümsedi. “Bensiz de gider.” “Yolcular kızdı mı?” “Bazıları başta kızdı. Sonra hepsi senin için indi.” Emre gözlerini kaçırdı. “Ben sorun çıkardım.” Hasan’ın sesi sertleşti ama sevgiyle. “Sen sorun çıkarmadın. Sen yardım istedin.” “Ben yazınca da çok korktum.” “İyi ki yazdın.” Emre ilk kez ağladı. Sessizce. Çocuk gibi değil, uzun süre çocuk olmasına izin verilmemiş biri gibi. Hasan ona sarılmadı hemen. İzin bekledi. Emre yavaşça başını onun omzuna koydu. O an Hasan kendi oğlunu düşündü. Yıllar önce evden ayrılıp başka şehre giden, araları soğuyan oğlunu. Belki de bu yüzden Emre’yi beklemişti. İnsan bazen kurtaramadığı bir ilişkinin ağırlığını, başka bir çocuğun durağında telafi etmeye çalışır. Haber mahalleye yayıldı. “Otobüsçü çocuk kaçırılmasını engelledi.” “Bir dakika beklemesiyle kurtarmış.” “Biz de her sabah söyleniyorduk.” Hasan bu laflardan rahatsız oldu. Kahraman olmak istemiyordu. Çünkü kahramanlık dediğin şey bazen yapılması gerekeni, biraz geç de olsa yapmaktı. Okul da karıştı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.