Erkek Çocuk Doğuramadı Diye Hor Görülen Kadın
Deniz o zaman beş yaşındaydı. Ateşi düşmüyordu. Bir eliyle arabayı sıkıyor, diğer eliyle Leyla’nın geceliğini tutuyordu. “Gitme anne,” demişti. İlk kez anne demişti. Leyla o gece banyoya girip sessizce ağlamıştı. Çünkü o kelimeyi duymaya hakkı olmadığını düşünüyordu. Evde herkes ona bunu hissettiriyordu. “Çocuğun annesi değilsin.” “Bakıyorsun işte.” “Kan bağı başka.” Ama o çocuk, yarı uykulu hâliyle ona anne demişti. Ve Leyla o kelimeyi kalbinin en gizli yerine saklamıştı. Deniz o an salondaki herkese baktı. “Ben bu oyuncak arabayı kaybettiğimi sanıyordum. Meğer annem saklamış.” Selim dişlerini sıktı. “Bunlar özel şeyler Deniz. Misafirlerin önünde olmaz.” “Misafirlerin önünde anneme ‘sus’ derken özel olmuyordu ama.” Selim sustu. Nermin Hanım dayanamadı. “Leyla seni büyüttüyse büyüttü. Ama bunu da abartmayın. Bir kadın evde çocuk bakar, bunun nesi büyük?” Leyla’nın büyük kızı Elif ilk kez başını kaldırdı. “Babaanne, annem çocuk bakmadı. Evde herkesin kırdığı şeyi topladı.” Küçük kızı Derya da konuştu. “Bizi de büyüttü. Ama siz bizi kız olduğumuz için hep eksik saydınız.” Nermin Hanım sinirlendi. “Şimdi siz de mi başladınız?” Deniz masadan bir dosya daha çıkardı. “Başlamadılar. Geç kaldılar.” Dosyanın içinde yıllar vardı. Raporlar. Veli toplantısı kâğıtları. Reçeteler. Okul ücretleri. Deniz’in ilk beyaz önlüğü için alınan kumaşın fişi. Leyla’nın el yazısıyla yazılmış notlar. “Deniz bugün matematik sınavından korktu.” “Derya ağladı, babası yine kız çocuk lafı etti.” “Elif üniversiteye gitmek istiyor. Ne olursa olsun göndereceğim.” “Deniz’in biyolojik annesinden mektup geldi. Göstermeye cesaret edemedim. Önce büyüsün, güçlü olsun.” Deniz’in sesi titredi. “Annem, benim gerçeğimi benden saklamadı. Sadece beni korumak için doğru zamanı bekledi.” Selim hemen konuştu. “O mektupları sana göstermesine izin vermedim ben.” “Biliyorum.” Bu cevap Selim’i şaşırttı. Deniz devam etti: “Çünkü kutudaki son mektupta annem yazmış. ‘Selim izin vermiyor. Deniz gerçeği öğrenirse bizi terk eder diye korkuyor. Ama ben çocuğumu yalanla tutmak istemiyorum.’” Leyla gözlerini kapattı. O satırları yazdığı geceyi hatırladı. Deniz on altı yaşındaydı. Bir okul gezisinden dönmüş, “Ben kime benziyorum?” diye sormuştu. Leyla’nın kalbi ağzına gelmişti. Söylemek istemişti. Ama Selim o gece kapıyı çarpmıştı. “Bu evde o konu açılmayacak,” demişti. Çünkü Selim için gerçek, ancak kendi gururuna zarar verirse tehlikeliydi. Nermin Hanım bunu kapatmaya çalıştı. “Tamam, Leyla emek verdi. Sağ olsun. Ama neticede bu çocuk bizim kanımız. Selim’in oğlu. Bu aileden bir erkek çıktı.” Deniz’in bakışı buz gibi oldu. “Ben bu aileden bir erkek olarak çıkmadım. Leyla’nın oğlu olarak çıktım.” Salonda bir uğultu koptu.