DNA Testiyle Aileden Kovulma

Pazar yemeğinde eğlence olsun diye bir DNA testi yaptırdık ve dakikalar içinde babam evden gitmem için bana bağırıyordu. Sonuçların sıradan bir aile sırrını ortaya çıkardığını sanmıştım. Ailemin onlarca yıldır sakladığı bir şeyi az önce paramparça ettiğinden haberim yoktu. Bir DNA testi yüzünden ailemin evinden kovuldum. Her şey iki dakikadan az bir sürede olup bitti.Küçük kız kardeşim Ada, sanki bir masa oyunuymuş gibi eve şu soy ağacı kitlerinden birini getirdi. Ancak babaannem Güzin’in rengi soldu. Ada, Pazar yemeğinde kutuyu sallayarak, "Bunu yapıyoruz," dedi. "Hepimiz. İrlandalı mı, İtalyan mı yoksa hırsız soyundan mı geliyoruz, her neyse öğrenmek istiyorum."Babam gözlerini devirdi. "Bunun için para mı verdin?" Annem, "Zaman kaybı," dedi. Ama babaannem Güzin bembeyaz oldu. "Babaanne, iyi misin?" diye sordum. Hiç iyi değildi. Çok hızlı bir şekilde gülümsedi. "İyiyim." Ama değildi. Beşimiz de testi yaptık. Ben, Ada, Mert, annem ve babam. Üç hafta sonra Ada, Pazar yemeğine dizüstü bilgisayarını getirdi ve "Tamam, sonuç gecesi," dedi. Soy ağacına tıklarken gülüyordu."Baba, sandığından daha az göçmenlik var." "Anne, sende gerçekten Karadeniz damarı varmış." Babam sandalyesi yeri tırmalayacak kadar hızlı ayağa kalktı. Annem kıs kıs güldü. "Sana söylemiştim." Sonra Ada benim üzerime tıkladı. Yüzündeki gülümseme düştü. Babamın sandalyesi yine yeri tırmaladı. Annem daha önce hiç duymadığım bir ses çıkardı. Kimseden ses çıkmayınca güldüm. "Ne oldu?" Ada ekrana dik dik baktı. "Bu doğru olamaz." Kimse kımıldamadı. "Doğru olmayan ne?" Bilgisayara uzandım. Annem onu çekip aldı. "Hey," diye çıkıştım. "Ne yazıyor?" Ada fısıldadı: "Annemin senin biyolojik annen olmadığını söylüyor." Sonra tekrar ekrana baktı ve fısıltıyla ekledi: "Ve ben senin kardeşin değilim. Kuzeninim." Kimse kımıldamadı. Mert ayağa kalktı. "Bu mümkün değil." Ada’nın sesi titredi. "Dahası var." Babam havladı: "Kes sesini!" Ama ben çoktan tekrar uzanmıştım. Bu sefer bir anlığına gördüm. Sayfam beni, bildiğim bir ismin altındaki anne tarafı eşleşmelerine bağlamıştı. "Ne?" dedim. Babam bana kuru bir tarladaki yanan bir kibritmişim gibi baktı. Gül. Ölen halam. Oda ölüm sessizliğine gömüldü. Babam hâlâ bana o bakışla bakıyordu. Sonra, "Sen aslında hiç var olmamalıydın," dedi. Ona bakakaldım. "Az önce ne dedin sen?" Bu daha kötüydü. Dış kapıyı işaret etti. "Defol git." Annem hâlâ yüzüme bakmıyordu. Mert’in midesi bulanmış gibiydi. Ada ağlamaya başladı. "Birisi neler olduğunu açıklayabilir mi?" dedim. Babam bağırdı: "DIŞARI!" Annem çok kısık bir sesle, "Lütfen git," dedi. Beni yanına çekip elime eski bir fotoğraf tutuşturdu. Bu daha kötüydü. "Hayır" demek yoktu. "Sakin ol" demek yoktu. Sadece "git" vardı. Anahtarlarımı bile zor tutacak kadar şiddetli titreyerek kapıya doğru geri geri gittim. Tam dışarı adım atmıştım ki Güzin Babaannem bileğimi yakaladı. Beni kendine doğru çekip avucuma eski bir fotoğraf bastırdı. "Gece yarısı," diye fısıldadı, "arkadaki adrese git." "Babaanne, neler oluyor?" "Sakın önce buraya geri gelme. Beni duyuyor musun?" Gözleri vahşi bakıyordu. "Git."