Doğum iznindeyken kocam beni kuzenim için terk etti
"Eski karına yalan mı söyledin?" Duraksadı. "Yalan söylemedim," dedi zayıf bir sesle. "Sadece her şeyi açık açık anlatmadım." Gelinin babası inanmayan bir kahkaha attı. "Buna düpedüz dolandırıcılık denir." Mırıltılar yerini sert suçlamalara bıraktı. "Onun abarttığını söylemiştin!" "Bize kadının kuyruk acısı olduğunu söylemiştin." "Seni herkese karşı savunmuştum!" "Yalan söylemedim." Gamze, sanki Turgut onu fiziksel olarak itmiş gibi bir adım geriledi. "Bana kadının senin iliğini kemiğini kuruttğunu söylemiştin. Hayatını mahvetmeye çalıştığını anlatmıştın." Turgut o an bana baktı. Sanki bütün bunların sorumlusu benmişim gibi. "Bunu sen planladın," diye suçladı beni. "Evet," dedim, sesim hiç sarsılmadan. "Beni herkesin önünde rezil ettin," dedi. "Hayır," diye cevap verdim sakince. "Sen bana yalan söylediğin gün kendini zaten rezil etmiştin." "Bunu sen planladın." Gamze'nin annesi Turgut'un kolunu yakaladı. "Bu doğru mu? Bu düğünün parasını öderken bir yandan durumunun olmadığını mı iddia ediyordun? Cevap ver bana!" Turgut elini alnına götürdü. "Bunun bir önemi olacağını düşünmemiştim. Mahkeme her küçük detayı takip etmiyor." "Mesele o değil!" diye haykırdı Gamze. "Geleceğimizi kurmak için fedakarlıklar yaptığını söylemiştin!" Elini tutmaya çalıştı. Gamze elini geri çekti. Salon artık onun arkasında değildi. Bir zamanlar "aşkı biten" o sempatik adam gitmişti. Şimdi ise balayı parasını denkleştirmek için kendi bebeklerinin rızkından tırpanlayan bir adam vardı. "Mesele o değil!" Nispet yapmak için değil, aksine bu sessizlik bir cevap gerektirdiği için bir adım öne çıktım. "Boşanmadan sonraki ilk ay," dedim kararlı bir sesle, "nafakayı yarım gönderdi ve daha fazlasını ödemeye gücünün yetmediğini söyledi." Salondakilere göz gezdirdim. "İlk başta ona inandım." Bu kısım doğruydu. "İkinci eksik ödeme başka bir bahaneyle geldiğinde, eski ortak hesap dökümlerimizi kontrol etmeye başladım. Tarihleri karşılaştırdım. Gece yarıları bebekleri emzirirken, babalarının neden yanlarında olmadığını anlamayan ikizleri kucağımda sallarken bir yandan ekran görüntüleri aldım." "İlk başta ona inandım." Gamze’nin gözleri bana kaydı. "Kız kardeşim," diye devam ettim Hande'yi işaret ederek, "Gamze ile arkadaş oldu. Amacımız olay çıkarmak değildi, sadece kanıt istiyorduk." Hande çenesi dik bir şekilde hafifçe öne çıktı. "Bana organizasyon faturalarını, banka dekontlarını gönderiyordun. Onlarla gurur duyuyordun." Gamze'nin yüzü kızardı. "Beni mi dikizliyordunuz?" "Biz sadece gerçekleri belgeliyorduk," diye cevap verdi Hande sakince. Tekrar Turgut’a döndüm. "Onlarla gurur duyuyordun." "Fark edemeyecek kadar darmadağın olduğumu sandın," dedim. "Gamze ile olan ihanetini bir şekilde aşabilirdim. Ama senin gönderdiğin her kuruşa razı olup sessiz kalacağımı düşündün." Bunu inkâr etmedi. Arkasındaki ekranda son bir birleşik görüntü donup kalmıştı: Bir yanda zor durumda olduğunu iddia eden mesajı, diğer yanda ise salon kaporası. Yan yana, her şey ortadaydı. Gamze aniden duvağını çekip yırttı. "Her şeyi mahvettin!" diye bağırdı ona. "Hayır, aşırı tepki gösteriyorsun," diye karşılık verdi Turgut, sesini yükselterek. Bunu inkâr etmedi. Babası aralarına girdi. "Bu düpedüz sahtekarlık. Ve çok çirkin." Misafirler ayağa kalktıkça sandalyelerin yerde sürtünme sesleri duyulmaya başladı.