Eşim Eve Döndüğümde Benden Uzaklaştı

“Bizden sadece paramızı ve evimizi çalmadılar,” dedim sessizce. “Yanlış adamla uğraştılar.” O gece sabaha kadar uyumadım. Eşim yanımda sessizce uyurken masanın üzerindeki belgeleri tekrar tekrar inceledim. İmzalar benim değildi. Ama belgelerde benim adım vardı. Evimizin devri. Banka hesaplarımız. Birlikte kurduğumuz küçük işletme. Hepsi birkaç ay içinde kardeşimin kontrolündeki şirkete geçirilmişti. İlk başta bunun yalnızca para için yapılmış bir plan olduğunu düşünmüştüm. Fakat belgelerin tarihlerini tek tek karşılaştırınca mideme yeniden bir ağrı saplandı. Bütün işlemler, benim yurt dışına gönderilmemden yalnızca iki hafta sonra başlamıştı. Yani ben daha eve dönmeden önce her şeyi planlamışlardı. Sabah olduğunda eşim uyandığında ona hiçbir şey sormadım. Sadece mutfağa gidip kahve hazırladım. O da sessizce karşıma oturdu. Yüzündeki korku hâlâ geçmemişti. “Bana kızgın mısın?” diye sordu. Sorunun ağırlığı göğsüme oturdu. “Hayır,” dedim. “Keşke bana daha önce anlatsaydın.” Gözleri doldu. “Anlatmaya çalıştım.” Sonra başını eğdi. “İlk başta sana ulaşmaya çalıştım. Ama telefonumu aldılar. Mesajlarımı kontrol ettiler. Seni aradığımda yanımda durdular.” Bir süre sustu. “Sonra bana senin artık eskisi gibi olmadığını söylediler. Görevdeyken başka biriyle görüştüğünü, döndüğünde beni terk edeceğini söylediler.” O an, gecelerce yaptığımız telefon konuşmalarını düşündüm. Bazı geceler eşimin neden kısa konuştuğunu anlamamıştım. Neden birdenbire susup telefonu kapattığını… Neden bazen ağlamak üzereymiş gibi konuştuğunu… Meğer bütün bunların bir nedeni varmış. “Peki neden belgeleri imzaladın?” diye sordum. Eşim ellerine baktı. “Çünkü seni öldüreceklerini söylediler.” O cümleyi duyduğumda olduğum yerde kaldım. “Ne?” “Senin görevde olduğunu biliyorlardı. Bana, sana ulaşabileceklerini söylediler. Bir şeyleri imzalamazsam senin başına bir şey gelebileceğini söylediler.” Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. “Ben sana bir şey olmasın diye imzaladım.” O an bütün öfkem başka bir şeye dönüştü. Eşimin bana ihanet ettiğini düşündüğüm için kendimden utandım. Aylarca yalnız kalmış, korkutulmuş ve tehdit edilmişti. Ben ise onun neden benden uzaklaştığını anlamak yerine başka birini düşündüğünü sanmıştım. Elini tuttum. “Bundan sonra yalnız değilsin,” dedim. Ama yalnızca teselli etmek yetmeyecekti. Çünkü karşımdaki insanlar benim ailemdi. Ve onları yalnızca öfkeyle karşıma almak, eşimi daha büyük bir tehlikeye sokabilirdi. Bu yüzden o gün hiçbir şey belli etmemeye karar verdim. Annem ve kardeşim kahvaltıya geldiğinde yüzümde hiçbir şey yoktu. Annem bana sarıldı. “Sonunda eski hâline dönmüşsün,” dedi. Kardeşim ise omzuma vurdu. “Bak, sana demiştim. Eve dönünce her şey düzelecek.” Onlara baktım. Sonra gülümsedim. “Evet,” dedim. “Her şey düzelecek.” İkisi de bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu. O gün şehirde güvendiğim bir avukatla görüştüm. Belgeleri tek tek gösterdim. İmzaları, banka hareketlerini ve şirket kayıtlarını inceledi. Sonunda gözlüğünü çıkarıp bana baktı. “Bunların hepsinin geçerli olduğunu sanıyorlarsa büyük bir hata yapmışlar.” “Ne demek istiyorsunuz?” “Eşinizin baskı altında imza attığını kanıtlayabilirsek bu işlemlerin tamamına itiraz edebiliriz. Ama daha önemlisi, sizin adınıza atılmış imzaların sahte olması.” İçimde ilk kez umut oluştu. Fakat avukatın söyledikleri bununla bitmedi.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.