Eski Eşi Hastanede Buldu
Reyhan nihayet gözlerimin içine baktı. O gözlerde yılların acısını ve utancını gördüm. “Çünkü beni terk etmenden korktum,” dedi. “Sonra da sadece bana acıdığın için yanımda kalmandan korktum. Her iki durumda da seni kaybedeceğimi düşündüm.” Reyhan anlattıkça, evliliğimiz zihnimde yeniden şekillenmeye başladı. Aşkın bittiğinin kanıtı sandığım o duygusal mesafe, duvarlara dönüşen küçük tartışmalar, arkadaşlarıyla görüşmek istememesi… Hepsi şimdi farklı görünüyordu. İşe gitmek için evden çıkarken hastayım diyerek yatakta kaldığı sabahları hatırladım. Sorumluluktan kaçtığını düşünmüştüm. Şimdi ise o günlerin, kaygının hayatı imkansız kıldığı günler olup olmadığını merak ediyordum. Onu arkadaşlarımızla dışarı davet ettiğimde bahaneler uydurmasına sinirlendiğimi hatırladım. Artık beni umursamadığını sanmıştım. Oysa şimdi anlıyordum ki, sosyal ortamlar onun için katlanılamaz bir hâl almıştı.“İşaretler oradaymış,” dedim sessizce, ona söylemekten ziyade kendi kendime mırıldanarak. “Sadece onları nasıl okuyacağımı bilememişim.” Reyhan hüzünlü bir gülümseme gönderdi. “Saklamakta çok usta olmuştum,” dedi. “Belki de fazla iyiydim. Kendime, eğer yeterince uzun süre normal görünürsem, belki sonunda gerçekten normal hissedebileceğimi söyledim.” 2. BÖLÜM Asıl acı olan buydu işte. Evliliği korumak için acısını gizlemişti ama bu gizlilik aramızdaki bağı yok etmişti. Boğulmakta olan biriyle yaşamıştım ama o, sessizce dibe çökmeyi öyle iyi öğrenmişti ki ben elimi hiç uzatmamıştım. O hastane odasında otururken pişmanlık üzerime ağır bir yük gibi çöktü. Bir zamanlar bu kadar derinden sevdiğim birinin acısını nasıl gözden kaçırmıştım? Kendi hayal kırıklıklarıma o kadar odaklanmıştım ki, onun her gün kendi içinde bir savaş verdiğini görememiştim.Evliliğimizin son yılındaki kavgalarımızı düşündüm. Onu umursamazlıkla, pes etmekle, benden uzaklaşmakla suçlamıştım. O ise savunmaya geçip daha da uzaklaşmıştı ve ben bunu boşanmak istediğinin kanıtı saymıştım. Şimdi anlıyordum ki, onun geri çekilmesi beni sevmediği anlamına gelmiyordu; her şey yolundaymış gibi davranırken hayatta kalmaya çalıştığı anlamına geliyordu. “Fark etmeni umup durdum,” dedi usulca. “Bir yanım doğru soruyu sormanı istiyordu. Ama diğer yanım sormadığında rahatlıyordu, çünkü o zaman durumun ne kadar kötü olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıyordum.” Bu itiraf içimi acıttı. Benim anlamadığım sessiz sinyaller gönderiyordu. Onun desteğe ihtiyacı olduğu anlarda, ben bir insan olarak acısını görmek yerine bir eş olarak başarısızlıklarını ölçüyordum.Daha sonra Doktor Pelin Hanım özel olarak, Reyhan’ın ciddi bir tıbbi kriz atlattığını ve hayatta olduğu için çok şanslı olduğunu açıkladı. Tıbbi ekip sadece kalp durumunu değil, ilaç kullanımının sonuçlarını da tedavi ediyordu. İyileşme süreci sıkı bir gözetim, ruh sağlığı desteği ve güçlü bir çevre gerektiriyordu. “Düzenli bir yardıma ihtiyacı olacak,” dedi Pelin Hanım. “Sadece tıbbi değil, manevi olarak da. Yanında olacak ailesi ya da yakın arkadaşları var mı?” Bilmediğimi fark ettim. Evliliğimiz sırasında Reyhan çoğu insandan yavaş yavaş uzaklaşmıştı. Ben bunu karakter değişimine yormuştum, oysa şimdi bunun hastalığının ve utancının bir parçası olduğunu anlıyordum. İlk geceyi, kalmak için hiçbir yasal zorunluluğum olmamasına rağmen hastanenin bekleme salonunda geçirdim. Boşanmıştık. O artık benim sorumluluğumda değildi. Ama o yatakta yatan kadın sadece eski eşim değildi; o, sevdiğim biriydi ve en çok ihtiyaç duyduğu anlarda acısını fark edemediğim biriydi.