Evlatlık kızımın beni huzurevine götürdüğünü sandım
Pano üzerindeki yazıyı okuyunca dizlerimin bağı çözüldü: “Gülbahar Kadın Yaşam ve Eğitim Evi — Kurucusu: Gülbahar Demir” Gülbahar. Benim adım. Elvan elimi tuttu. “Burası senin anne,” dedi fısıldayarak. “Seni bırakmaya değil… sana yıllardır hak ettiğin şeyi göstermeye getirdim.” Ben konuşamadım. Çünkü yıllardır yük olduğumu sandığım kızım, meğer gizlice benim adımla bir yer kurmuştu. Ama daha ne olduğunu anlayamadan, içeriden yaşlı bir kadın bana doğru yürüdü. Yüzünü ilk anda tanıyamadım. Sonra kalbim sıkıştı. Bu kadın, yıllar önce evimize ağlayarak gelen, kocasından kaçan komşumuz Sevim’di. Ben onu bir gece gizlice içeri almış, Elvan’ın odasında saklamış, sabaha kadar başında beklemiştim. Sevim ellerimi tuttu. “Sen olmasaydın ben yaşamazdım Gülbahar,” dedi. Arkasından başka kadınlar geldi. Biri, yıllar önce okula gönderilmesi için Elvan’ın eski kitaplarını verdiğim küçük kızdı. Biri, eşinden şiddet gördüğünde karakola birlikte gittiğim mahalle kadınıydı. Biri, üniversite harcını tamamlasın diye kimseye söylemeden para verdiğim komşu kızıydı. Ben onları unutmuştum. Ya da unutmuştum sanıyordum. Ama onlar beni unutmamıştı. Elvan kulağıma eğildi. “Ben son aylarda senden uzak değildim anne,” dedi. “Bunu hazırlıyordum. Herkese ulaştım. Senin dokunduğun kadınları buldum. Senin yıllarca sessizce yaptığın iyilikleri bir eve dönüştürmek istedim.” Gözlerimden yaşlar aktı. “Elvan…” “Sen beni büyüttün,” dedi. “Ama sadece beni değil. Bu mahallede kaç kadını, kaç çocuğu fark etmeden ayağa kaldırdın. Ben de senin adını bir kapıya yazdırmak istedim.” Devam kancası O an kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Ama içimde hâlâ anlamadığım bir şey vardı. “Peki valiz?” diye sordum. “Neden bana sadece gerekli eşyalarını al dedin?” Elvan bir an sustu. Gözlerini benden kaçırdı. Sonra girişteki kalabalığın arkasında duran bir dosyayı eline aldı. “Çünkü bu gece sadece açılış için gelmedik anne,” dedi. Sesindeki titreme bu kez mutluluktan değildi. “Evde kalman artık güvenli değil.” İçimdeki sıcaklık bir anda buz kesti. “Ne demek güvenli değil?” Elvan dosyayı bana uzattı. İçinde benim imzamı taklit ederek yapılmış belgeler vardı.Dosyayı ellerim titreyerek açtım. İlk sayfadaki imzaya baktığım anda nefesim kesildi. İmza bana aitti. Ya da öyle görünüyordu. Ama değildi. Yıllardır aynı imzayı attığım için en küçük ayrıntısını bile tanıyordum. Harflerin eğimi, son çizginin uzayışı, kalemin bastığı yerler… Birisi benim imzamı taklit etmişti. “Bu da ne?” diye fısıldadım. Elvan derin bir nefes aldı. “Üç ay önce başladı anne.” “Ne başladı?” “Birileri evi üzerine geçirmek istemiş.” Dizlerimin bağı çözüldü.