Gelin düğün gecesinde çığlık attı

BÖLÜM 2 O uzun ve zorlu sabah boyunca tek bir kişi bile bir an uyumayı başaramadı. Saatler öncesine kadar canlı bir caz grubunun sesleri, kahkahalar ve kadehlerin şıkırtısıyla cıvıl cıvıl olan ev, şimdi bir mezar kadar sessizdi. Bahçedeki sofralar hâlâ kusursuz bir şekilde kurulmuştu; ziyafetin kalıntıları, o geceki aldatmacanın bir hatırlatıcısı gibiydi. Caleb ve Katherine’in isimlerinin yazılı olduğu büyük, dekoratif tabela, ana girişin yanında hâlâ eğik bir açıyla asılı duruyordu. Grace, oturma odasında, yeni evlilerin sunağın önünde gülümsediği profesyonel bir fotoğrafa bakıyordu ve bu görüntünün, silinmiş olan bambaşka, daha mutlu bir hayata ait olduğunu hissediyordu. Sabah saat dörtte, konuk odasının ağır kapısı gıcırtıyla açıldı. Katherine ortaya çıktı; gelin duvağı karanlık bir yerde bir kenara atılmıştı, makyajı yanaklarına bulaşmıştı ve elbisesi hâlâ ince bedenine yapışmıştı. Doğrudan Grace’e doğru yürüdü ve yaşlı kadın tek bir kelime bile söyleyemeden Katherine onun ayaklarının dibine diz çöktü. “Lütfen, beni affetmelisiniz,” dedi Katherine, sesi kısık ve titrek bir şekilde. Grace’in içini bir annelik paniği dalgası kapladı. “Ne için affedeyim canım? Lütfen kalk ve gel yanıma otur,” diye yalvardı, kıza yardım etmek için eğilerek. Katherine şiddetle başını salladı ve yerden kalkmayı reddetti. “Beni affedin çünkü Caleb’in bir zamanlar başka bir kadına aşık olduğunu biliyordum,” diye itiraf etti sesi titreyerek. “Ama onun beni özellikle onun yokluğundan dolayı cezalandırmak için evlendiğini bilmiyordum,” diye ekledi. Grace sonunda onu ayağa kaldırdı ve mutfağa götürdü, orada titreyen elleriyle ona bir bardak su doldurdu. Grace, yumuşak ama kararlı bir sesle, “Bana her şeyi anlat, hiçbir şeyi atlama,” diye ısrar etti. Katherine konuşmaya başlamadan önce derin, titrek bir nefes aldı. “Sonunda yatak odamıza girdiğimizde, tamamen tuhaf ve mesafeli davranıyordu,” diye başladı sözlerine. “İlk başta benimle oldukça nazikçe konuştu, içecek bir şey isteyip istemediğimi sordu ve kapıyı arkamızdan kilitledi,” diye devam etti. “Ama sonra tavrı tamamen değişti ve bana öyle kin dolu bakışlarla baktı ki kendimi tamamen yabancı, bir düşman gibi hissettim,” diye açıkladı. Gözleri tekrar yaşarırken, “O gece bana, hayatımın bir başkası tarafından tamamen mahvedilmesinin ne anlama geldiğini nihayet tam olarak anlayacağımı söyledi,” diye ekledi. Grace gözlerini kapattı, oğlunun böyle bir kötülüğe kadir olabileceği düşüncesini zihninden silmeye çalıştı. “Sana dokundu mu? Sana fiziksel olarak zarar verdi mi?” diye sordu, sesi endişeyle titreyerek. “Hayır, bana dokunmadı ama beni duvara sıkıştırdı, gidecek hiçbir yerim kalmayana kadar,” diye yanıtladı Katherine. “Beatrice hakkında uzun uzun konuştu, hayatını mahvettiğimi, benim yüzümden işini, ailesini ve sonunda da onu kaybettiğini söyledi,” diye devam etti. “Ne demek istediğini hiç anlamadım ve açıklamaya çalıştığımda, tam başımın yanındaki duvara yumruk attı ve işte o zaman çığlık attım,” diye bitirdi sözlerini. Grace derin bir rahatlama ve tam bir dehşet duygusu içindeydi; en kötüsü olmamıştı, ama yaşananlar herhangi bir evliliği onarılamayacak şekilde yıkmaya yetecek kadar ağırdı. Katherine’i mutfakta dinlenirken bırakıp Caleb’in odasına doğru yöneldi. Onu yerde oturmuş, elinde eski, yıpranmış bir deri defter tutarken buldu. Grace, sesinde demir gibi bir tonla, “Şimdi benimle konuşacaksın,” dedi. “Ve bana bir daha yalan söylemeyeceksin,” diye ekledi. Caleb defteri açtı, parmakları sararmış sayfalara titreyerek dokundu. Caleb defteri açtı, parmakları sararmış sayfalara titreyerek dokundu. Defterin ilk sayfasına eski bir fotoğraf iliştirilmişti. Grace fotoğrafı eline aldığında nefesi kesildi. Fotoğrafta üniversite çağlarında genç bir kadın vardı. Koyu kahverengi saçları omuzlarına dökülüyor, yüzünde utangaç ama sıcak bir gülümseme taşıyordu. "Beatrice..." diye fısıldadı. İsmi ilk kez bir yüze dönüşmüştü. Caleb başını eğdi. "Onu seviyordum." "Evlenmeyi planlıyorduk." Grace sessizce dinledi. "O da inşaat mühendisiydi. Aynı şirkette çalışıyorduk. Bir gün şantiyede meydana gelen bir çökme yüzünden şirket milyonlarca dolarlık zararla karşı karşıya kaldı." Derin bir nefes aldı. "Beatrice güvenlik raporlarında usulsüzlük yapıldığını fark etti." "Her şeyi yönetime bildirmek istedi." Grace'in midesi düğümlendi. "Sonra ne oldu?" Caleb gözlerini annesine çevirdi. "O raporları hazırlayan kişi Katherine değildi." "Onun çalıştığı departmanın müdürüydü." "Fakat soruşturma başladığında bütün suçu Katherine'in üzerine attılar." Grace kaşlarını çattı. "Yani Katherine suçlu değildi?" "Hayır." "Hiçbir zaman olmadı." "O gün izinliydi bile." "Olanlardan haberi bile yoktu." Grace şaşkınlıkla oğluna baktı. "O zaman bütün bunlar neden?" Caleb ellerini saçlarının arasına geçirdi. "Çünkü ben gerçeği yıllarca yanlış kişiden öğrendim." Defteri annesine uzattı. İçindeki mektuplar Beatrice'ye aitti. Son sayfadaki tarih, ölümünden yalnızca üç gün önce yazılmıştı. Grace titreyen elleriyle okumaya başladı. > "Caleb'e gerçeği söylemeye cesaret edemiyorum." > "Katherine suçlu değildi." > "Onu suçlamam için bana baskı yaptılar." > "Gerçek sorumlular şirket yönetimindeydi." > "Bunu itiraf edersem ailem de zarar görecek." Grace'in gözlerinden yaşlar süzüldü. Caleb başını iki yana salladı. "Ben o mektubu iki hafta önce buldum." "Yani..." "...Katherine ile evlenmeden hemen önce." Grace donakaldı. "O zaman neden düğünü iptal etmedin?" Caleb uzun süre sustu. Sonra hayatında ilk kez gerçekten utanç duyan bir insan gibi konuştu. "Çünkü aylarca ona nefret ederek yaşadım." "Onu suçlayarak ayakta kaldım." "Eğer gerçeği kabul etseydim..." "...Beatrice'yi kaybettiğim bütün yıllar boyunca yanlış kişiden nefret ettiğimi de kabul etmem gerekecekti." "O kadar korkaktım ki..." "...gerçekle yüzleşmek yerine onu da benim kadar acı çeksin istedim." Grace, oğlunun yüzüne baktığında ilk kez onun ne kadar hasta bir öfkenin içinde yaşadığını gördü. "Sana bunu kim yaptı Caleb?" "O şirkette seni kim yalanlarla besledi?" Caleb tek bir isim söyledi. "Victor Harlan." Şirketin eski genel müdürü. Beatrice'nin ölümünden birkaç ay sonra emekli olan adam. Aynı zamanda güvenlik raporlarını değiştiren kişi. Beatrice gerçeği öğrenmişti. Suçlu ilan edilen Katherine ise sessizce işten ayrılmıştı. Ve Caleb... Hayatının aşkını kaybetmenin acısıyla gerçeği sorgulamamıştı. --- Öğleden sonra Grace, Katherine'nin odasına girdi. Genç kadın valizini toplamıştı. "Gitmeden önce sana bir şey göstermek istiyorum." Elindeki mektubu uzattı. Katherine satırları okurken elleri titremeye başladı. "Bunu..." "...ilk kez görüyorum." Grace başını salladı. "Ben de." Katherine gözlerini kapattı. "Demek yıllardır beni suçladı..." "...oysa gerçek suçlular başkalarıydı." Sessizlik uzun sürdü. Sonunda Grace genç kadının elini tuttu. "Sana anne demene izin verdim." "Bugün de aynı şeyi söylüyorum." "Bu evden gelinim olarak değil..." "...incitilmiş bir genç kadın olarak ayrılıyorsun." "Ama bunu tek başına yaşamayacaksın." Katherine gözyaşlarını tutamadı. --- Üç ay sonra Caleb kendi isteğiyle psikolojik tedavi görmeye başladı. Mahkeme, Katherine'nin açtığı evliliğin iptali davasını kabul etti. Grace ve Robert duruşmada oğullarını savunmadılar. Hakimin karşısında yalnızca gerçeği anlattılar. Victor Harlan hakkında ise Beatrice'nin mektupları sayesinde yeniden soruşturma açıldı. Aylar sonra şirket kayıtlarında yapılan usulsüzlükler ortaya çıkarıldı. Beatrice'nin adı resmen temize çıkarıldı. Katherine'nin personel dosyasındaki tüm suçlamalar silindi. --- Bir yıl sonra Grace küçük bir kafede Katherine ile buluştu. Genç kadın yeniden gülümsüyordu. Yeni bir işe başlamıştı. Hayatını yavaş yavaş yeniden kuruyordu. Vedalaşırken Grace ona sarıldı. "Biliyor musun," dedi. "Bir anne için en zor şey..." "...çocuğunun hata yaptığını görmek değildir." "Kendi ellerinle büyüttüğün insanın, başka bir insanın hayatını kırabilecek kadar öfkeyle yaşadığını fark etmektir." Katherine sessizce başını salladı. Grace gözlerini uzaklara çevirdi. "Oğlumu hâlâ seviyorum." "Ama sevgim, yaptığını haklı çıkaramaz." "Gerçek sevgi bazen korumak değildir." "Yanlış yaptığında karşısında durabilmektir." O gün ikisi de farklı yönlere yürüdü. Birinin elinde geçmişin acısı... Diğerinin içinde yeniden başlamanın cesareti vardı. Çünkü intikam üzerine kurulan hiçbir evlilik yuva olamazdı. Ve yalanların üzerine kurulan hiçbir hayat, er ya da geç gerçeğin ağırlığı altında mutlaka çökerdi.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.