Gizemli Mektupların

Bununla sonra ilgileneceğimi söyleyip duruyordum. Canan bana o bakışı attı; Mert'ten aldığı o bakışı. "Bunu tek başına yapmak zorunda değilsin." Bu kadarı yetti. Böylece birkaç ay sonra ilk kez rahmetli eşimin çalışma odasına girdim. Önce kapı eşiğinde durup sadece etrafa baktım. Canan öne atıldı; her zaman meşgul kalmaya çalıştığında yaptığı gibi rafları açıyor, kağıtları üst üste diziyordu. Masaya doğru yaklaştım. "Bunu tek başına yapmak zorunda değilsin." Eşyaları ayırıyordum ve tam o anda fark ettim. Çekmecelerden biri açılmıyordu. Tekrar çektim. Tık yok. "Canan," dedim. "Bundan haberin var mıydı?" "Neden?" "Bu çekmece. Kilitli." Kaşlarını çattı. "Babam çekmecelerini kilitlemezdi." "Ben de öyle düşünmüştüm." Ama işte oradaydı. Kilitli. Ve aniden bunu düşünmeden edemedim. "Bu çekmece. Kilitli." Hep mi böyleydi? Yoksa yakın zamanda mı yapmıştı? Ve neden? Dürüst olmak gerekirse, bunu daha önce hiç fark etmemiştim. Yatak odamıza gidip anahtarı olabileceği tek yere baktım: Mert'in en sevdiği ceketi. Gardıropta, tam bıraktığı yerde asılıydı. Elimi cebine attım ve anahtarları çıkardım. Masaya geri döndüm. Daha önce hiç fark etmemiştim. Canan sessizce arkamdan gelmiş, beni izliyordu. "Şu an açmak zorunda değilsin." Ama açmalıydım. Açıklayamıyordum ama o çekmecenin içindeki her neyse önemli olduğunu biliyordum; her ne kadar o kilit içimde kötü bir his uyandırsa da. Titreyen ellerimle anahtarı yuvaya soktum. Sonra çevirdim. Kilit "tık" diye açıldı. Çekmecenin içinde düzgünce bağlanmış bir deste mektup vardı; onlarca, belki daha fazla. Kilit hakkındaki o hissim doğru çıkmıştı. "Şu an açmak zorunda değilsin." Kalbim kaburgalarımı dövüyordu. Aklıma gelen ilk şey mantıklı bile değildi. Artık kim mektup yazar ki? İkinci düşüncem ise birkaç kez gözlerimi kırpıştırmama neden oldu. Kocam bunca zaman kime yazıyordu? Sonra birini alıp zarfı ters çevirdim. Ve işte o an içimdeki her şey altüst oldu. Orada yazan ismi 50 yılı aşkın süredir görmemiştim! Derya! Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu. Bir an nefes alamadım. Derya benim küçük kız kardeşimdi; ezelden beri konuşmadığım kardeşim. Ve şimdi ismi ellerimde, Mert’in el yazısıyla duruyordu. "Anne?" dedi Canan arkamdan yumuşak bir sesle. Cevap vermedim çünkü bunun mantıklı hiçbir açıklaması yoktu. Mert ve Derya birlikte mi? Hayır. Bu mümkün değildi. Bana söylerdi. Kocam bana her şeyi anlatırdı. Anlatmaz mıydı? İsmi ellerimde duruyordu. Görüşüm bulanmaya başladı ama Mert’in benden ne sakladığını öğrenmem gerekiyordu. Parmağımı zarfın altına sokup rastgele seçtiğim ilk mektubu açtım. Yavaşça katlarını açtım.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.