Hakim evliliğimi bitireli henüz beş dakika olmuştu

Kısa bir sessizlik oldu. “Şimdi oyun oynama. O kartı yıllardır kullanıyorum.” “Evet. Ama kart benim şirketimin.” “On iki yıl evli kaldık!” “Bugün bittiğini hatırlatmana gerek yok.” Sözlerimden sonra ilk defa sesini alçalttı.“Leman'ın yanında beni küçük düşürme.” Gözlerimi kapattım. Mahkeme koridorunda bana söyledikleri kulağımda yeniden çınladı. Bazı kadınlar eş olmak için yaratılmıştı, bazılarıysa sadece birer dersti. “Ben seni küçük düşürmedim Turgut. Sadece kendi paramı koruyorum.” Telefonu kapattım. Babam karşımda sessizce oturuyordu. Sonra elini uzatıp soğuyan kahvemi aldı, yerine bir bardak su koydu. “Bugün kendin için önemli bir şey yaptın,” dedi. “Baba, içimde neden hâlâ kötü bir his var?” “Çünkü haklarını korumakla birini incitmek arasındaki farkı öğrenirken insan bazen suçluluk duyar.” O gece Turgut toplam on yedi kez aradı. Bir süre sonra Leman da sosyal medya üzerinden mesaj göndermeye başladı.İlk mesajında beni kıskançlıkla suçluyordu. İkincisinde Turgut'un kendisine herkesin önünde büyük bir sürpriz hazırladığını, benim bunu mahvettiğimi yazdı. Üçüncü mesajıysa bambaşkaydı. “Turgut kulüpte herkesin önünde bağırıyor. Gerçekten bu kadar parası yok mu?” Mesajı okuduğumda istemsizce güldüm. Leman'ın Turgut hakkında bilmediği şeyleri ben çok iyi biliyordum. Üç yıl önce kendi danışmanlık işini kuracağını söylemiş, fakat bir türlü düzenli gelir elde edememişti. Ofisinin kirasını ben ödemiştim. Arabasının taksitlerini ben karşılamıştım. Onu başarısız hissettirmemek için bunlardan kimseye söz etmemiştim. Meğer benim sessizliğimi kendi başarısının hikâyesine dönüştürmüş. Ertesi sabah erkenden şirketime gittim. Muhasebe müdürümüz Nükhet'i ve hukuk danışmanımızı toplantıya çağırdım. Son altı aylık harcamalar önümüze geldiğinde gördüklerim karşısında yüzüm kızardı. Lüks otel konaklamaları, pahalı hediyeler, restoran faturaları, araç kiralamaları... Bazılarının işle ilgili açıklamaları bulunmuyordu. Üstelik Turgut'un Leman'la görüştüğünü öğrendiğim tarihten sonra giderler belirgin biçimde artmıştı. “Bunların hepsi onun harcaması mı?” diye sordum. Nükhet üzgün gözlerle bana baktı. “Çoğu Turgut Bey'in kullanımındaki karttan yapılmış. Ancak bir kısmının gerçekten şirket gideri olup olmadığını belgeler olmadan söyleyemeyiz.”“Bana neden haber vermedin?” “Geçen yıl iki kez e-posta gönderdim. Harcamaların incelenmesi gerektiğini belirtmiştim.” Eski yazışmaları açtım. Gerçekten de göndermişti. Ben ise Turgut'un açıklamalarına güvenerek konuyu kapatmıştım. Bu kez hiçbir şeyi örtbas etmeyecektim. Avukatımızın önerisiyle bütün kayıtları koruma altına aldık. Giderlerin hukuki ve mali niteliğinin bağımsız olarak incelenmesine karar verdik. Ayrıca Turgut'un şirket sistemlerine erişiminin tamamen kaldırıldığını doğruladık. Öğleye doğru Apex Kulüp'ün müşteri ilişkileri müdürü aradı. “Süreyya Hanım, dün akşamki rezervasyonla ilgili sizinle görüşmek istiyoruz.” “Sizi dinliyorum.” “Rezervasyon üyeliğiniz üzerinden oluşturulmuş. Ancak gelen beyefendinin ödeme yetkisinin bulunmadığı anlaşılınca mücevher satışı tamamlanmadı. Yemek ve servis giderleri için kendisiyle görüştük.” “Borç benim adıma mı çıkarıldı?” “Durumu incelemeye aldık. Yetkilendirme belgelerini kontrol edeceğiz. Sizin onayınız bulunmadığına dair beyanınızı da kayda geçirmek istiyoruz.” Derin bir nefes aldım. “Ben hiçbir harcamaya onay vermedim.”Müdür, bunu yazılı iletmemi istedi. Kulübün üyelik koşullarının ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtti. Görüşmeyi bitirince avukatıma haber verdim. Öğleden sonra Turgut şirketimin kapısında belirdi. Resepsiyondan yukarı çıkarılmadı. Benimle görüşmek istediğinde aşağı indim. Yanımda Nükhet de vardı. Turgut'un yüzü solgundu. Bir gece önceki gösterişli takım elbisesinin yakası kırışmıştı. “Bunu gerçekten yapacak mısın?” dedi. “Neyi?” “Beni herkesin önünde parasız biri gibi gösterdin.” “Ben sana zengin olduğunu söylemeni istemedim.” Dişlerini sıktı. “Leman beni terk etti.” O an şaşırmadığımı fark ettim. “Neden?” diye sordum. “Dün gece kolyeyi alamayınca kavga ettik. Sonra kulübün ödeme meselesini duydu. Sabah da bana sürekli şirketin gerçekten kime ait olduğunu sordu.” “Peki ne cevap verdin?”Gözlerini kaçırdı. “Bana bunu yapmak zorunda mıydın?” “Şirket benim Turgut. Yıllardır benimdi. Değişen tek şey, artık kendime ait olanı korumam.” Bir süre sustu. Sonra cebinden küçük bir kutu çıkardı. İçinde, onuncu yıl dönümümüzde ona hediye ettiğim altın saat vardı. “Bunu geri al,” dedi. “Ben onu sana hediye etmiştim.” “Leman geri verdi. Artık görmek istemiyorum.” Kutuyu resepsiyon masasına bıraktı. Tam gidecekken arkasından seslendim. “Turgut, bir şey daha var.” Dönüp umutla yüzüme baktı. “Geçmiş şirket harcamaları inceleniyor. Açıklaman gereken işlemler çıkarsa avukatlarımız üzerinden görüşeceğiz.” Yüzündeki umut bir anda kayboldu. “Beni mahvetmeye mi çalışıyorsun?” “Hayır. Senin kararlarının sorumluluğunu artık ben taşımayacağım.”O gittikten sonra uzun süre camdan dışarı baktım. Bir zamanlar hayatımın merkezi olan adam kalabalığın içinde kaybolurken içimde beklediğim büyük sevinç yoktu. Yalnızca derin bir yorgunluk ve tuhaf bir hafiflik vardı. Sonraki haftalar kolay geçmedi. Mali inceleme sürdü. Bazı harcamaların belgeleri bulundu, bazıları içinse hukuki süreç başlatıldı. Turgut'un şirket kaynaklarını kişisel giderlerinde kullanıp kullanmadığı resmi kayıtlarla değerlendirildi. Hiçbir şey bir gecede çözülemedi. Ama ilk kez sorunları saklamak yerine onlarla yüzleşiyordum. Boşanmadan bir ay sonra babam beni akşam yemeğine çağırdı. Mutfağa girdiğimde masada iki tabak yemek ve küçük bir zarf vardı. “Bu da ne?” diye sordum. “Aç bakalım.” Zarfın içinden eski bir fotoğraf çıktı. Üniversiteden mezun olduğum gün çekilmişti. Saçlarım omuzlarıma dökülüyordu. Elimde diplomam vardı. Babam yanımda gururla gülümsüyordu. Fotoğrafın arkasına yıllar önce kendi el yazısıyla bir cümle yazmıştı. “Kızımın en büyük serveti, kendi ayakları üzerinde durabilmesidir.” Gözlerim doldu. “Bunu neden şimdi verdin?”Babam sandalyesine oturdu. “Çünkü sen o fotoğraftaki kızı bir süredir unutmuştun. Ben unutmadım.” Yanına oturup elini tuttum. “Baba, mahkeme günü kartların şifresini değiştirmemi söylediğinde seni çok acımasız bulmuştum.” Gülümsedi. “Ben senden güçlü olmanı istemedim Süreyya. Zaten güçlüydün. Sadece üzülürken kendini savunmayı unutmamanı istedim.” O akşam uzun uzun konuştuk. Turgut'la evlenmeden önceki hayallerimden, yıllar içinde vazgeçtiğim seyahatlerden, ertelediğim dostluklardan söz ettik. İki ay sonra şirketimde yeni bir uygulama başlattım. Bütün harcamalar için açık yetki ve denetim kuralları oluşturduk. Aile yakınlığı ya da kişisel güven, artık mali sorumlulukların yerine geçmeyecekti. Bu kurallar bana da uygulanacaktı. Sonra yıllardır ertelediğim bir şeyi yaptım. Kendi adıma küçük bir ev satın aldım. Büyük değildi. Denize bakmıyordu. Gösterişli mobilyaları yoktu. Ama güneş alan bir balkonu ve kitaplarımı yerleştirebileceğim geniş bir duvarı vardı. Taşındığım gün babam elinde bir ekmek ve bir saksı fesleğenle geldi. “Yeni evin bereketli olsun,” dedi. Saksıyı mutfak penceresine koyarken telefonum çaldı.Turgut'tan bir mesaj gelmişti. “Bunca yıldan sonra gerçekten mutlu musun?” Mesaja uzun süre baktım. Eskiden olsa mutluluğumu açıklamak, ona kendimi anlatmak için sayfalarca yazardım. Bu kez yalnızca kendi içimdeki cevabı düşündüm. Hayatım kusursuz değildi. Geçmişteki zararların ne kadarının telafi edileceği bile henüz belli değildi. Bazen yalnızlık hissediyor, bazen on iki yılımı düşünerek üzülüyordum. Ama sabah uyandığımda kimsenin yalanlarını taşımak zorunda değildim. Kazandığım şeyler için özür dilemiyor, kendi başarılarımı küçültmüyordum. Mesajı cevaplamadan kapattım. Babam balkondan seslendi. “Süreyya, çay hazır mı?” “Hazır baba!” İki bardak çay alıp yanına çıktım. Akşam güneşi karşı apartmanın pencerelerine vuruyordu. Babam saksıdaki fesleğenin yapraklarını düzeltti. “Burada güzel günlerin olacak,” dedi. “Biliyorum.”O sırada elime baktım. Alyansımın bıraktığı soluk iz artık kaybolmuştu. Babam boşandığım gün bana önce iyi olup olmadığımı sormamıştı. Bunu anlamam zaman almıştı. Çünkü o gün cevap veremeyeceğim bir soruyla beni daha fazla yormak yerine, henüz kaybetmediğim hayatımı korumama yardım etmişti. Şimdi o sorunun cevabını verebiliyordum. İyiydim. Her şey düzeldiği için değil, hayatımın sorumluluğunu yeniden kendi ellerime aldığım için.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.