Harika bir evliliğimiz ve bir yaşında dünya tatlısı bir kızımız var

Mutfak kapısının hemen ardındaki yarı karanlık koridorda, elimde porselen tatlı tabaklarıyla öylece donakalmıştım. Kalbim göğüs kafesimi kırarcasına çarpıyor, kulaklarımda sağır edici bir uğultu yankılanıyordu. Kayınvalidem ve kayınpederim, benden sadece birkaç adım ötede, benim asla anlamayacağımı düşündükleri o dilde hararetli bir şekilde konuşmaya devam ediyorlardı. Kayınvalidemin sesi, bana her zaman gösterdiği o sahte şefkatten tamamen arınmış, buz gibi ve acımasız bir tınıya bürünmüştü. Kısık bir sesle eşine, Mert'in bu ikili hayatı daha ne kadar sürdürebileceğini bilmediğini, Selin'in nihayet ülkeye döndüğünü ve artık tamamen iyileştiğini söylüyordu. Mert'in onunla gizlice buluşmaktan ne kadar yorulduğunu anlatırken, benim yüzüme gülmekten ikisinin de gına getirdiğini ekliyordu. Sanki görünmez bir el boğazıma yapışmış, nefesimi kesmişti. Kayınpederim ağır bir iç geçirdi ve karısına fısıltıyla yanıt verdi. Mert'in sadece birkaç ay daha sabretmesi gerektiğini, şirketteki o kritik hisse devir işlemleri tamamlanana kadar evli kalmalarının şart olduğunu söylüyordu. Onun cümleleri, ruhuma saplanan zehirli oklar gibiydi. Mert'in kalbinin hiçbir zaman bende olmadığını, sadece Selin'i korumak ve işleri yoluna koymak için bu evliliğe katlandığını rahatça dile getiriyordu. Üstelik asıl yıkıcı darbe cümlenin sonunda gelmişti; işlemler biter bitmez Mert boşanma davasını açacak, kızımızı da yüklü bir tazminatla benden koparıp alacaklardı. Selin, kızıma kendi çocuğu gibi bakmaya dünden razıydı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.