Henüz yirmi dört yaşında

Kuzey gözlerini benden kaçırmadı. “Çünkü Jale’nin şirketi batırmasına izin vermek istemedim.” “Yani şirketi ele geçirmek için mi?” “Hayır.” Masaya doğru eğildi. “Borçları satın aldım ki Jale alacaklıların baskısıyla seni satmaya zorlayamasın. Şirketin kontrolünü ele geçirmek gibi bir planım olsaydı, bu gece seni arabaya alıp buraya getirmezdim. Seni doğrudan konağıma götürürdüm ve sana başka bir anlaşma sunardım.” İlk kez ona baktığımda korkudan başka bir şey hissettim. Güvenmek istiyordum. Ama henüz tamamen güvenemiyordum. Ertesi sabah Kuzey bana bir telefon verdi. “Dosyalarını yetkililere gönderen sistemin ne zaman çalışacak?” “Gece yarısı.” “Öyleyse artık beklememize gerek yok.” Birkaç saat sonra elimdeki bütün deliller ilgili makamlara ulaştı. Jale’nin para transferleri, sahte şirketler, gizli hesaplar ve şirket kaynaklarının nasıl kullanıldığı tek tek ortaya çıkacaktı. Fakat Jale kolay pes edecek biri değildi. Öğleden sonra telefonum çaldı. Arayan oydu. “Beni bitirdiğini mi sanıyorsun?” dedi. Sesindeki sakinlik, bağırmasından daha korkutucuydu. “Hayır,” dedim. “Kendini kendin bitirdin.” Bir an sustu. Sonra güldü. “Baban da senin gibi saf bir adamdı. İnsanlara güvenerek yaşayabileceğini sandı.” “Babam sana güvendiği için değil, seni sevdiği için hata yaptı.” Bu kez sessizlik daha uzun sürdü. “Sen hiçbir şeyi bilmiyorsun,” dedi sonunda. “Kuzey’in sana neden yardım ettiğini de bilmiyorsun.” Telefonu kapatmadan önce söylediği son cümle içime şüphe düşürdü. “Onun sana anlattığı her şeye inanma.” Telefon kapandı. Kuzey odaya girdiğinde yüzümdeki ifadeyi hemen fark etti. “Jale aradı.” “Bana senden şüphe etmem gerektiğini söyledi.” Kuzey şaşırmadı. “Bunu söyleyeceğini tahmin ediyordum.” “Benden ne istiyorsun?” Kuzey uzun süre sustu. Sonra masanın üzerine başka bir mektup bıraktı. “Bunu baban bana ölümünden iki gün önce verdi.” Mektubu açtım. Babam bu kez Kuzey hakkında yazmıştı. “Eğer bir gün kızımı korumak zorunda kalırsan, ona benim yerime karar verme. Onu yönlendirme. Onun adına hiçbir şey yapma. Sadece kendi kararlarını verebilmesi için önündeki yolu açık tut.”Gözlerim doldu. Kuzey’in neden beni hiçbir şeye zorlamadığını o anda anladım. Babam ona beni korumasını söylemişti ama hayatımı yönetmesini değil. “Bana neden en başından söylemediniz?” diye sordum. “Çünkü babanın son isteğine sadık kalmak istedim. Gerçeği kendin bulmalıydın.” Birkaç hafta sonra Jale’nin yaptığı usulsüzlükler resmen soruşturulmaya başladı. Şirketin yönetimi geçici olarak bağımsız bir kurulun denetimine geçti. Rıza Erdem ise yaptığı anlaşmanın hukuki dayanağı olmadığını anlayınca geri çekildi. Jale’nin yıllarca kurduğu düzen, birkaç hafta içinde dağıldı. Ben ise Arslan Holding’in başına geçmedim. Önce şirketin ayakta kalmasını sağladım, ardından yönetimde profesyonel bir ekip kurdum. Babamın mirasını korumak istiyordum ama onun yaptığı gibi bütün hayatımı şirkete adamak istemiyordum. Bir sabah babamın mezarına gittim. Yanımda Kuzey yoktu. Tek başıma durup mezar taşına baktım. “Beni korumaya çalıştın,” dedim sessizce. “Ama sonunda kendi hayatımı kendim kurmayı öğrendim.” Cebimden yıllar önce babamın bana bıraktığı küçük saati çıkardım. Saat çalışmıyordu. Kuzey bana onu tamir ettirmemi önermişti ama ben etmemiştim. Çünkü artık geçmişte durmuş bir şeyi yeniden çalıştırmaya ihtiyacım olmadığını biliyordum. O gece eve dönerken telefonuma bir mesaj geldi. Kuzey’den. “Her şey yolunda mı?” Bir süre ekrana baktım. Sonra gülümsedim. “Evet. İlk kez gerçekten yolunda.”Telefonu kapattım. Çünkü artık hayatımda beni birilerinin kurtarmasını beklemiyordum. Üvey annemin beni bir pazarlık malı olarak gördüğü o gece, kendimi güçsüz sanmıştım. Oysa banyo penceresinden kaçarken kanayan ellerimle birlikte yalnızca korkudan değil, yıllardır üzerime geçirilmiş bir hayattan da kaçmıştım. Kuzey beni o gece bir kafesten kurtarmıştı. Ama asıl özgürlüğümü bana veren kişi yine kendim olmuştum. Ve yıllar sonra babamın mektubundaki son cümleyi yeniden okuduğumda, neden bütün bunların yaşandığını nihayet anladım: “Bir gün seni herkesin kurtarmasını beklemek yerine kendini kurtarmayı seçersen, işte o zaman gerçekten özgür olacaksın.” Mektubu kapattım. Pencereyi açtım. Dışarıda sabah güneşi yükseliyordu. O geceki fırtınadan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Ben de artık geçmişten geriye kalan korkularla değil, kendi seçtiğim hayatla yürümeye karar vermiştim.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.