Her pazar, kızım rahmetli babasının mezarına boyalı bir taş bırakırdı

Bana kızma. Sana gerçeği anlatmadığım için beni affet. Ben ölürsem, Duru’ya beni anlatırken yalnızca nasıl öldüğümü değil, nasıl yaşadığımı da anlat. Çünkü bir insanın son günü değil, sevdiklerine bıraktığı hayat önemlidir.” Mektubu bitirdiğimde gözyaşlarımı tutamadım. Murat’ın beni kandırdığını düşünmüştüm. Oysa aylar boyunca, ben ve Duru için sessizce bir gelecek hazırlamıştı. Tam defteri kapatırken kapının dışından bir ses geldi. Döndüm. Bir adam kapının önünde duruyordu. Kalbim yeniden hızlandı. Adam bana baktı ve sakin bir şekilde konuştu. “Merak etmeyin. Ben Murat’ın avukatıyım.” Elindeki dosyayı gösterdi. “Taşları mezardan alan da bendim.” Şaşkınlıkla ona baktım. “Neden?” “Çünkü Murat benden bunu istemişti. Her pazar bıraktığınız taşları topladım. Ancak son taşın altındaki anahtarı size bırakmam gerekiyordu. Murat, bunu ancak gerçekten güvende olduğunuzdan emin olduğumda yapmamı söyledi.” O an her şeyi anladım. Taşlar kaybolmamıştı. Biri onları korumuştu. Aylar boyunca Duru’nun babasına bıraktığı küçük taşlar, aslında Murat’ın bize bıraktığı son mesajların bir parçasıymış. Eve döndüğümde Duru beni kapıda karşıladı. Elinde yeni boyadığı bir taş vardı. Üzerine üç kişi çizmişti. Kendisi, ben ve gökyüzünde gülümseyen babası. “Anne,” dedi, “bunu babamın mezarına götürelim mi?” Dizlerimin üzerine çöktüm. “Evet,” dedim. “Ama bu kez babanın hikâyesi burada bitmeyecek.” Ertesi pazar mezarlığa gittik. Duru yeni taşını mezarın üzerine bıraktı. Sonra bana baktı. “Babam bizi hâlâ seviyor, değil mi?” Gülümsedim ve onu kollarıma aldım. “Evet,” dedim. “Hem de sandığından çok daha fazla.” O gün ilk kez Murat’ın mezarına bakarken yalnızca kaybettiğim adamı düşünmedim. Bize bıraktığı sevgiyi düşündüm. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan ayrılır. Ama sevgileri gitmez. Bazen bir mektupta kalır. Bazen küçük bir anahtarda. Bazen beş yaşındaki bir çocuğun boyadığı sıradan bir taşta. Ve bazen de insan, en büyük vedanın aslında bir son olmadığını çok geç anlar. Duru taşın yanına küçük bir çiçek bıraktı. Elimi tuttu ve eve doğru yürümeye başladık. Arkamı dönüp mezara son kez baktım. Murat artık orada değildi. Ama bıraktığı izler, hayatımızın her yerindeydi. Ve ilk kez, onun yokluğuyla değil, bize bıraktığı sevgiyle yaşamaya hazır olduğumu hissettim.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.