17 yaşındaki oğlum, kanserle mücadele eden kız arkadaşı için
Telefonu kapattığım anda içime tarifsiz bir korku çöktü. Ece’nin annesinin sesi hâlâ kulaklarımdaydı. Ne ağlıyordu ne de gülüyordu. Ama sesindeki titreme, sıradan bir şey olmadığını anlamam için yeterliydi. Arabaya atlayıp doğruca hastaneye gittim. Koridor boyunca yürürken kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyordu. Odaya yaklaştığımda içeriden kahkahalar duyunca kısa süreliğine duraksadım. Günlerdir o serviste böyle bir ses duymamıştım. Kapıyı yavaşça açtım. İçeride gördüğüm manzara karşısında olduğum yerde kaldım. Emre, Ece’nin yatağının yanında oturuyordu. İkisi de gülümsüyordu. Ama beni asıl şaşırtan bu değildi. Odanın içinde bulunan altı genç daha saçlarını tamamen kazıtmıştı. Hepsi Ece’nin okulundan arkadaşlarıydı. Ece’nin annesi yanıma gelip sessizce fısıldadı. “Emre dün gece okul grubuna bir mesaj attı. Kimseye söylemedi. Sadece, ‘Ece aynaya baktığında yalnız olmadığını hissetsin. İsteyen gelsin.’ diye yazmış.” Bir gecede onlarca öğrenci bu çağrıya cevap vermişti. Kimi ailesinden izin almış, kimi sabah erkenden berbere gitmişti. Hastane yönetimi de durumu öğrenince çocukların aynı anda ziyarete gelmesine özel izin vermişti. Ece gözyaşlarını tutamıyordu. “Günlerdir aynaya bakmıyordum.” dedi. “Saçlarım dökülmeye başladığında artık eski ben olmadığımı düşündüm. Ama bugün ilk kez kendimi hasta gibi hissetmiyorum.” O an odadaki herkes ağlıyordu. Doktor bile gözlüğünü çıkarıp gözlerini silmek zorunda kaldı. Emre ise bütün ilginin kendisine yönelmesinden rahatsız olmuş gibiydi. “Ece’nin buna ihtiyacı vardı.” demekle yetindi. O gün eve dönerken oğlumla gurur duyduğumu defalarca söyledim. Ama o sadece başını salladı. “Baba,” dedi. “Ben sadece yapmam gerekeni yaptım.” Aradan haftalar geçti. Kemoterapi devam ediyordu. Bazen iyi haber alıyor, bazen moralimizi bozan sonuçlarla karşılaşıyorduk. Ama Ece artık eskisi gibi içine kapanmıyordu. Hastanedeki çocuklarla sohbet ediyor, yeni gelen hastalara moral veriyor, hatta saçlarını kaybettiği için ağlayan küçük kız çocuklarına kendi renkli berelerini hediye ediyordu. Bir gün Emre eve elinde küçük bir kutuyla geldi. Kutunun içinde örgü şapkalar vardı. “Arkadaşlarla birlikte ördürdük.” dedi. “Servisteki çocuklara dağıtacağız.” O hafta sonu yalnızca Ece’yi değil, aynı serviste tedavi gören bütün çocukları ziyaret ettiler.