Annem ölmeden önce, kız kardeşimin tabutunun yanına

Fatma’nın bana bıraktığı zarfın kapağını açarken parmaklarım birbirine dolaşıyordu. İçeride tek sayfalık, titizlikle katlanmış bir mektup vardı. Yazıyı görür görmez annemin el yazısı olduğunu anladım. “Bu mektubu okuyorsan artık hayatta değilim. Sakın öfkene yenilme. Önce sonuna kadar oku.” Boğazım düğümlendi. Mektubun devamında yıllardır bizden sakladığı gerçeği anlatıyordu. Yirmi sekiz yıl önce babam bizi terk etmeden kısa bir süre önce büyük bir trafik kazası geçirmişti. O kazada, babamın en yakın arkadaşı hayatını kaybetmişti. Arkadaşının geride yalnızca altı aylık bir kızı kalmıştı. O bebek, Merve’ydi. Annesi doğum sırasında ölmüş, babası ise kazada hayatını kaybetmişti. Hiçbir akrabası onu sahiplenmek istemeyince annem, babamı ikna ederek Merve’yi evlat edinmişti. Ben ise birkaç yıl sonra dünyaya gelmiştim. Mektubu okumaya devam ettikçe nefesim kesiliyordu. Babam, yıllar sonra gerçek ortaya çıkarsa miras ve velayet sorunları çıkacağını düşünerek bu gerçeğin sonsuza kadar saklanmasını istemişti. Annem de Merve’nin kendini dışlanmış hissetmemesi için bunu kabul etmişti. Ama mektubun asıl sarsıcı kısmı henüz başlamamıştı. Annem şöyle yazıyordu: “Merve bunu üç yıl önce öğrendi.” Şaşkınlıkla başımı kaldırdım. Üç yıl önce mi? Annem devam etmişti. Merve, eski evrakları karıştırırken evlat edinme belgelerini bulmuştu. Belgeleri görünce dünyası başına yıkılmıştı. O gün annem her şeyi anlatmak zorunda kalmıştı. İlk başta sessiz kalmış. Sonra haftalarca annemle konuşmamış. En sonunda ise yeniden barışmış gibi görünmüştü. Ama annem, o günden sonra kızındaki değişimi fark ettiğini yazıyordu. Merve artık eskisi kadar sıcak davranmıyor, sürekli geçmişi sorguluyor, biyolojik ailesiyle ilgili belgeleri araştırıyordu. Bir gün anneme çok ağır bir cümle kurmuştu. “Benim gerçek hayatımı elimden aldınız.” Annem bunu hiç unutamamıştı. Mektubun sonunda ise beni asıl sarsan satırlar vardı. “Hastalığımı öğrendiğim gün Merve bana geldi. Bana, öldükten sonra herkesin içinde gerçekleri açıklayacağını söyledi. ‘Ben sizin gerçek kızınız değilmişim.’ diyerek hem seni hem beni utandıracağını söyledi. Onu vazgeçirmeye çalıştım ama gözlerinde tanımadığım bir öfke vardı.” Bir an mektubu elimden düşürdüm. Demek annemin korkusu buydu. Tabutunun başında yıllarca sakladığı sırrın, herkesin önünde açıklanmasından korkmuştu. Tam o sırada yaşlı kadın sessizce yanıma yaklaştı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.