"Geçen yıl projemiz uluslararası bir eğitim vakfından büyük bir hibe ve ödül aldı," diye devam etti Deren. "Kazanılan parayı tamamen gizli tuttuk. İlk işimiz, o klinikteki doktorumuzla konuşup SGK’nın karşılamadığı o son teknoloji robotik tedavinin masraflarını bu fonla ödemek oldu. Yani o mucizevi tedavi tamamen senin sayende değil, bizim senin için verdiğimiz savaşın bir sonucuydu baba. Ve geri kalan parayla..." Defne cebinden küçük, eski bir anahtar çıkardı ve saat kutusunun yanına koydu. "Ve geri kalan parayla, rahmetli dedemin yaptırdığı, senin çocukluğunun geçtiği ve bizim o kazadan sonra satmak zorunda kaldığımız eski evimizi geri aldık. Tapusu şu an avukatın ofisinde, senin adına düzenleniyor." Dünya bir kez daha durdu ama bu sefer acıdan değil, göğsüme sığmayan o devasa gururdan ve şükrandan. Karşımda oturan iki genç kız, altı yaşında kaderine terk edilmiş o çaresiz çocuklar değildi artık. Onlar, benim ektiğim sevgi tohumlarının, verdiğim emeklerin en güzel, en asil meyveleriydi. Ben onları ayağa kaldırmak için hayatımı feda etmiştim; onlarsa ayağa kalkar kalkmaz beni düştüğüm o maddi ve manevi enkazın altından çekip çıkarmışlardı. Kadir Bey kapının eşiğinden bize el sallayarak, "Babalar Günün kutlu olsun, koca yürekli adam," deyip yavaşça gözden kayboldu. Saati elime aldım. Kulağıma dayadım. Tik-tak, tik-tak... Zaman, on iki yıl sonra ilk kez doğru akmaya, bizi iyileştirmeye başlamıştı. Saatin camına damlayan gözyaşımı ceketimin koluyla sildim. Defne ve Deren’i göğsüme o kadar sıkı bastırdım ki, sanki üçümüzün kalbi tek bir ritimle atıyordu. "Bana hayatta verilebilecek en büyük hediyeyi zaten yürüyerek vermiştiniz," dedim, sesim gururla titreyerek. "Ama şimdi anlıyorum ki, ben sadece iki kız çocuğu büyütmemişim. Ben, arkamı gözüm kapalı yaslayabileceğim iki koca dağ büyütmüşüm." O sabah kahvaltı masasında çaylarımız soğudu, ama yüreklerimiz hiç olmadığı kadar ısındı. Evimizi kaybetmiştik, arabamızı, gençliğimi kaybetmiştim; fakat o masanın etrafında el ele tutuştuğumuzda anladım ki, bir babanın evlatlarına verdiği hesapsız sevgi, bu dünyada kaybolmayan tek servetti. Ve o servet, bugün bize her şeyi fazlasıyla geri vermişti.