Kirli Sırlar ve İntikam

On yedi yaşındaydım ve ağrıdan gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum. Aldığım her nefes kırık bir cam parçası gibi göğsümü yakıyordu. Yanımdaki sedyede ikiz kardeşim Derin hareketsiz yatıyordu; koyu renk saçları kurumuş kanla birbirine yapışmıştı. Üvey babamız Erdem Yılmaz ise lavabonun başında durmuş, iki genç kızı acımasızca dövmek yerine sanki basit bir tamirat işini bitirmiş gibi sakin bir tavırla ellerini yıkıyordu. Acil servis doktoru Reyhan Hanım, kollarımdaki morlukları inceledikten sonra Derin’in bedenindeki benzer darbe izlerine baktı. Yüzündeki şaşkınlık bir anda yerini soğuk ve keskin bir öfkeye bıraktı. “İkisi de merdivenlerden tam olarak aynı şekilde mi düştü?” diye sordu Dr. Reyhan, sesi tehlikeli derecede sakindi.Annem Pınar, çantasını göğsüne bastırarak titrek bir sesle konuştu: “Onlar tek yumurta ikizi doktor hanım. Sakarlık yaparken bile birbirlerini taklit ederler.” Erdem alaycı bir şekilde güldü: “Yaralarını sarın da gidelim. Sabah okulları var.” Dr. Reyhan cevap vermedi. Arkasını dönüp odadan çıktı ve bir saniye sonra kapının dışarıdan kilitlenme sesi yankılandı. Dışarıdaki hemşireye, “Polisi ve savcılığı arayın. Bu koridoru kapatın, kimse içeri girmesin!” diye bağırdı. Erdem’in küstah gülümsemesi bir anda donup kaldı. O gece Erdem, Derin’i duvara fırlattıktan sonra bana yönelmiş ve “Hâlâ cesur rolü mü oynuyorsun Defne?” demişti. Ağzımdaki kan tadıyla ona, “Cesur rolü oynamıyorum, her şeyi zihnime kaydediyorum,” yanıtını vermiştim. Erdem’in bilmediği bir şey vardı: Üç ay önce tavan arasındaki eski eşyaların arasında merhum babamız Deniz’e ait kırık ekranlı ama mikrofonu çalışan eski bir telefon bulmuştum. Onu odamızdaki gardırobun arkasına saklamış, kesintisiz şarjda tutarak evdeki tüm konuşmaları kaydetmiştim. Tüm ses dosyaları, babamın ölmeden önce bizim için açtığı şifreli bir bulut sürücüsüne otomatik olarak yükleniyordu. Babamız finans uzmanıydı ve vefat etmeden önce tüm varlığını 18 yaşına bastığımızda açılacak korumalı bir fonda toplamıştı. Erdem ve annem, 42 milyon liralık bu serveti ele geçirmek için bizi zapt etmeye, korkutmaya çalışıyordu. On beş dakika içinde adli tıp ekipleri ve emniyetten Komiser Belma odaya geldi. Erdem dışarıda tanıdık siyasetçileri ve avukatlarını arayacağını bağırırken, ben Komiser Belma’ya şifreli sürücünün giriş bilgilerini verdim. Klasörde tam 87 ses kaydı duruyordu.