KIZIM 21 YAŞINDA KORELİ BİR ADAMLA EVLENDİ

On iki yıl. Kızım Bahar’ın Güney Kore’ye gitmesinin üzerinden tam on iki yıl geçmişti. Bir kez bile eve dönmemişti. Ama her yıl, tam 80 bin dolar hesabıma yatıyordu. Herkes çok şanslı olduğumu söylüyordu. Ben ise kendimi hiç şanslı hissetmiyordum. Ben Nermin, 63 yaşındayım. Eşimi kaybettikten sonra Bahar’ı tek başıma büyüttüm. Akıllı, iyi kalpli ve güzel bir kızdı. 21 yaşındayken kendisinden yaklaşık yirmi yaş büyük Koreli bir adam olan Jin Ho ile evlendi. Bu evliliğe karşı çıktım. Ama kararından dönmedi. Düğünden kısa süre sonra uzaklara taşındı. Havaalanında birbirimize sarılıp ağladık. Bir gün mutlaka geri döneceğini düşündüm. Ama hiç dönmedi. Para göndermeye devam etti. Her zaman 80 bin dolar. Mesajı da hep aynıydı: “Anne, kendine iyi bak. Ben iyiyim.” Beni asıl endişelendiren de o “iyiyim” kelimesiydi. Komşular fısıldaşıyordu. Ben ise sessiz kalıyordum. Bir görüntülü konuşmamız sırasında gözlerinde tuhaf bir uzaklık fark ettim. Neden hiç eve gelmediğini sorduğumda bana: “İşim çok yoğun anne,” diye cevap verdi. Bir daha sormadım. Yıllar geçti. Saçlarım beyazladı. Evimi güzelleştirdim. Ama yalnızlığım hiç değişmedi. Her Noel’de sofraya onun için yine bir tabak koydum. Sonunda, on iki yılın ardından bir uçak bileti aldım. Ona geleceğimi hiç söylemedim. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra taksi beni kızımın verdiği adrese götürdü. Sessiz bir mahalleydi. İki katlı, büyük bir evin önünde durduk. Zile bastım. Kimse açmadı. Bahçe kapısı açıktı. İçeri girdim. Bahçe tertipliydi. Gereğinden fazla sessizdi. Evin içine girdiğimde ise tuhaf bir şey hissettim. Salon bir mobilya mağazasındaki teşhir alanı gibiydi. Her şey kusursuzdu. Ama hayat yoktu. Ortada ne bir mont vardı ne de bir çift ayakkabı. Evde yaşayan insanların kokusu bile yoktu. Yavaşça seslendim. “Bahar?” Cevap gelmedi. Mutfak pırıl pırıldı. Buzdolabı ise neredeyse bomboştu. Üst kata çıktığımda üç oda gördüm. İlk odada yalnızca tek kişilik bir yatak vardı. Dolap ise kadın kıyafetleriyle doluydu. Fakat erkeklere ait tek bir eşya bile yoktu. İkinci oda sanki yıllardır kullanılmıyordu. Duvarlarda aile fotoğrafı yoktu. Jin Ho’ya ait hiçbir şey de göremedim. Son odanın kapısını açtığımda ise olduğum yerde kaldım. Odanın her tarafı kutularla doluydu. Kutuların içinde ise desteler halinde dolarlar vardı. Ellerim titremeye başladı. Bu kadar para neden gizlenmişti? Bu paralar nereden geliyordu? Tam o sırada aşağıdan bir kapının açılma sesi geldi. Ardından ağır adımlar duyuldu. Bir erkek sesi evin içinde yankılandı… Ve o sesi duyduğum anda kalbim neredeyse duracaktı. Çünkü yıllardır kızımın bana anlattığı hayatla, o evde gördüğüm gerçek arasında hiçbir benzerlik yoktu. Peki aşağıdan gelen kişi kimdi ve Bahar on iki yıl boyunca benden gerçekte ne saklamıştı? Tam o anda kapının kolu hareket etti.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.