Kızımın Son Dileği Gün Doğumunu Görmekti
“Doktoru güneş doğmadan size ulaşmam gerektiğini söyledi.” Park görevlisinin uzattığı küçük zarfı görünce dizlerimin bağı çözüldü. Ilgın battaniyenin içinden bana bakıyordu. On üç yaşındaki kızımın son dileğini gerçekleştirmek için gece boyunca yol almıştık. Şimdi aklıma yalnızca kötü ihtimaller geliyordu. Yeni bir sonuç, acil bir haber, geri dönmemiz gereken bir hastane… Görevli yüzümdeki korkuyu gördü. “Bu tıbbi bir talimat değil,” dedi hemen. “Doktorunuz sizinle telefonda konuşmak istiyor. Önce bunun bir sürpriz olduğunu söylememi istedi.” Elindeki cihazı bana uzattı. Ekranda yıllardır tanıdığımız doktorun yüzü belirdi. Sesi sakindi. İlk kez nefes alabildim.Doktor, yolculuğumuzdan haberdar olduğunu söyledi. Gitmeden önce güvenli koşulları birlikte konuşmuştuk. Ilgın’ın bakımını izleyen ekip ulaşabileceğimiz numaraları vermişti. Şimdi doktor bir sonuç açıklamıyordu. Kızımın hastanede tanıştığı astronomi öğretmeniyle birlikte küçük bir sürpriz hazırlamışlardı. “Bunun için Ilgın’ın iznini almıştık,” dedi. Kızıma döndüm. Gözlerinde yorgunluğun yanında bir muzırlık vardı. “Sana söylemeyelim dedim,” diye fısıldadı. Ağlamakla gülmek arasında kaldım. Günlerdir bütün kontrolü elimde tutmaya çalışırken, kızımın kendi dileğini kendi biçiminde düzenlediğini fark etmemiştim. Görevli zarfı dikkatle Ilgın’ın dizlerine bıraktı. İçinde katlanmış bir harita ve birkaç küçük mektup vardı. Haritada o sabah gökyüzünde görülebilecek yıldızlar işaretlenmişti. Astronomi öğretmeni, Ilgın’ın hastane penceresinden sorduğu soruları hatırlamıştı. Kızım geceleri ışıklara bakar, hangisinin gezegen olduğunu merak ederdi. “Bunları beraber buluruz demişti,” dedi. Görevli biraz ileride, güvenli yürüyüş yolunun yanında küçük bir teleskop hazırladıklarını anlattı. Gitmek isterse yardım edeceklerdi. İstemiyorsa burada kalabilirdi. Ilgın bana baktı. Benim cevabımı bekliyordu. O an her zamanki gibi onun yerine karar vermek üzereydim. Sonra durdum. “Sen ne istersin?” diye sordum. “Biraz bakmak istiyorum,” dedi. Görevli sandalyesini uygun yoldan götürmemize yardım etti. Teleskobun başında genç bir kadın vardı. Kendisini Ekin diye tanıttı. Öğretmenin yakın bir çalışma arkadaşıydı. Ilgın’a cihazı gösterdi, rahat edebilmesi için yüksekliğini ayarladı. Soğuk havayı, yorgunluğu ve beklediğimiz günü bir süreliğine unuttuk.