Koreli bir adamla evlenen kızımı Kore’de ziyaret ettim
“Beril ya da annesi yaptığını öğrenirse başın ciddi derde girecek.” Damadımın babasının Korece söylediği bu cümle, mutfak kapısında ayaklarımı yere çiviledi. Elimdeki tabağı tezgâha bıraktım. Can, babasına kısık sesle karşılık veriyordu. Kızımla neden evlendiğini bildiğini, kimsenin öğrenmemesi gerektiğini söylüyordu. Sonra kendi ağzından duyduğum birkaç kelimeyle içim buz kesti: imza, borç, onun adına. Telefonumu alıp dışarı çıktım. Terliklerim soğuk kaldırımda kayıyordu. Kızım ilk aramayı açmadı. İkinci aramada, işten çıkmak üzere olduğunu söyledi. “Eve gelmeden benimle buluş,” dedim. Sesimdeki korkuyu duyunca başka soru sormadı. Yakındaki küçük kafeye yöneldi.Beril karşıma oturduğunda ellerim hâlâ titriyordu. Bildiğim Koreceyi yıllardır kurslarda, kitaplarla ve kızımla daha iyi anlaşma isteğiyle öğrenmiştim. Kusursuz değildi. Bu yüzden duyduğum sözleri kesin bir hüküm gibi anlatmamaya dikkat ettim. Cümleleri tek tek söyledim. Anlamadığım bölümleri de belirttim. Kızım önce yüzüme baktı, sonra çantasından telefonunu çıkardı. Son haftalarda eşinin bazı belgeler için kendi kimlik bilgilerini istediğini anlattı. Aile şirketiyle ilgili olduğunu, yalnızca rutin işlemler yapıldığını söylemişti. Beril birkaç form imzalamıştı. Bunların kopyalarını istemiş, fakat Can sürekli ertelemişti. Kızımın yüzü, ben anlattıkça daha da soldu. “Bir şey imzalamadan önce okudum,” dedi. “Ama bazı ekleri sonradan gönderdi.” Ona aptal ya da dikkatsiz olmadığını söyledim. Güvendiği insanın kendisine doğru bilgi vermesini beklemişti. Bundan sonra ne yapacağına kendisi karar verecekti. İlk isteği, belgelerin tamamını bulmaktı. Telefonda erişebildiği kayıtları indirdi. Kendi hesabındaki bildirimlere baktı. Açıklamasını bilmediği bir işlem gördü. Ben yanındaydım ama telefonunu elinden almadım. Beril, iş yerindeki güvenilir bir arkadaşına danışmak istedi. Arkadaşı onu yerel bir hukuk danışmanına yönlendirdi. Görüşmeyi hemen ayarladık. Eve dönmeden önce güvenli bir otelde kalmayı seçti. Ben de onunla gittim. Can aradığında Beril kısa konuştu. Bazı belgeleri incelemek istediğini, o gece eve gelmeyeceğini söyledi. Can önce şaşırmış gibi davrandı. Sonra beni suçladı. Kızımın konuşmasına karışmadım.