KOCAM ÖLDÜKTEN SONRA, TAM 27 YILDIR BAŞKA BİR KADIN

“Demek Cevdet sana hiçbir şey anlatmadı…” Sevim’in bu cümlesi, kapının eşiğinde duyduğum en ağır şeydi. Ama asıl sarsıldığım an, duvardaki fotoğrafı gördüğüm andı. Fotoğrafta Sevim’in yanında duran kişi Cevdet değildi.Bendim. Gözlerimi fotoğraftan ayıramadım. Eskiydi. Renkleri solmuş, kenarları sararmıştı. Üzerimde koyu renk bir kaban vardı. Saçlarım omuzlarıma kadar uzanıyordu. Yanımda Sevim duruyordu ve ikimiz de kameraya bakıyorduk. “Bu… mümkün değil,” diyebildim. Sevim kapıyı sessizce kapattı. “İçeri gel. Ayakta konuşulacak bir şey değil bu.” Salona geçtiğimde dizlerimin titrediğini hissediyordum. Ev son derece sade döşenmişti. Eski bir koltuk, küçük bir masa, vitrinin üzerinde birkaç aile fotoğrafı… Ama her baktığım yerde Cevdet’in izini arıyordum. Bir erkek ceketi var mı? Birlikte çekilmiş fotoğrafları var mı? Bir aşkın kanıtı olacak herhangi bir şey? Yoktu. Sevim karşımdaki koltuğa oturdu. Ben hâlâ elimde tuttuğum kira makbuzlarının bulunduğu dosyaya sıkıca sarılıyordum. “Cevdet senin sevgilin miydi?” diye sordum. Soruyu söylerken bile boğazım düğümlendi. Sevim’in gözleri büyüdü. Ardından beklemediğim bir şey yaptı. Başını öne eğip acı acı gülümsedi. “Hayır.” “Yirmi yedi yıl boyunca kiranı ödedi.” “Biliyorum.” “Benden gizli.” “Evet.” “Öyleyse neden?” Sevim birkaç saniye sustu. Sonra gözlerimin içine baktı. “Çünkü yirmi yedi yıl önce sen benim hayatımı kurtardın.” Ne söyleyeceğimi bilemedim. “Ben mi?” “Sen.” Başımı iki yana salladım. “Ben seni tanımıyorum.” “Artık tanımıyorsun.” Bu söz, içimi ürpertti. Sevim ayağa kalktı ve vitrinin alt çekmecesinden kalın, sararmış bir zarf çıkardı. Zarfın üzerinde benim kızlık soyadım yazıyordu. El yazısını tanıdım. Cevdet’indi. Parmaklarım buz kesildi. “Bunu sana vermemi istemişti,” dedi Sevim. “Ama sadece bir gün buraya kendi isteğinle gelirsen.” Zarfı aldım. İçinden bir mektup ve birkaç eski gazete kupürü çıktı. İlk kupürün başlığını gördüğümde nefesim durdu. Yirmi sekiz yıl önce yaşadığımız şehirde meydana gelen bir trafik kazasından bahsediyordu. Kazaya karışan araçlardan biri bizim eski arabamızdı. Başımı kaldırdım. “Bunu hatırlıyorum.” Gerçekten de hatırlıyordum. O yıl bir gece ciddi bir kaza geçirmiştim. Doktorlar kafa travması nedeniyle bazı günlere ait hafızamın bulanık kalmasının normal olduğunu söylemişti. Kazayı hatırlamıyordum. Sadece hastanede gözlerimi açtığımı ve Cevdet’in başucumda oturduğunu biliyordum. Sevim yavaşça konuştu. “O gece arabada yalnız değildin.” Kalbim hızlandı. “Ne demek istiyorsun?” “Ben de yanındaydım.” O an odanın içindeki bütün sesler kesilmiş gibi geldi. Sevim anlatmaya başladı. Yıllar önce, bir akşam beni yolda yürürken görmüş. Yağmur yağıyormuş. Onu arabaya almışım. Sevim o dönem eşinden kaçıyormuş. “Eşim bana yıllarca şiddet uyguladı,” dedi. “O gece beni bulacağını biliyordum. Sen beni kadın sığınma evine götürmeye çalışıyordun.”