Koreli bir adamla evlenen kızımı Kore’de ziyaret ettim
Beril telefonu hoparlöre almadı; yalnızca görüşme sonrasında söylediklerini anlattı. “Annem benim yerime karar vermiyor,” demişti. “Bana bütün belgeleri göndereceksin.” Bu cümle onun kendi sesiydi. Yıllardır başka bir ülkede çalışmış, hayat kurmuş bir yetişkindi. Ben onu korumak isterken yeniden çocuklaştırmak istemiyordum. O gece uykusuz kaldık. Fakat tek başına korkmadı. Sabaha kadar aynı odada, arada susarak, arada notlarımızı karşılaştırarak oturduk. Ertesi gün danışman belgeleri inceledi. Bazı imzaların ve eklerin açıklığa kavuşturulması gerekiyordu. Beril’in bilgisi dışında üstlendiği sorumluluklar olup olmadığını araştıracaklardı. Bize tek bir görüşmede bütün sonuçları söylemediler. İlgili kurumlarla yazılı iletişim kurulmasını, kayıtların korunmasını ve Beril’in yeni bir belge imzalamamasını önerdiler. Kızım kendi hesaplarının erişimini güvenli biçimde kontrol etti. İş yerinden kısa izin aldı. Her adımı uzmanla konuşarak attı. Duyduğum konuşmayı bir kanıt gibi büyütmek yerine, araştırmanın başlangıcı olarak sunduk. Gerçek belgelerdeydi. Bir aile tartışmasının bütün anlamını yalnızca benim çevirime bağlamak istemedik. Can’ın babası Beril’i aramak istedi. Kızım görüşmeyi danışmanının bildiği, açık bir ortamda yapmayı seçti. Adam çok utanıyordu. Oğlunun şirketi kurtarmak için Beril’in mali durumunu kullandığını düşündüğünü anlattı. Başlangıçta bunun kızımın bilgisiyle yapıldığını sanmıştı. Sonra bazı konuşmalarından kuşkulanmış, belgeleri sormuştu. “Geç kaldım,” dedi. Beril ona, bunu ne zaman öğrendiğini açıkça sordu. Cevaplarını not aldı. Özür dilemesi, sorumluluğunu ortadan kaldırmıyordu. Ama bildiklerini saklamaması gerekiyordu. Can’ın annesi de görüşmeye katılmak istedi. Beril hazır olmadığını söyledi. Bu sınır, ilk kez kimse tarafından tartışmaya açılmadı.