Leyla'nın Saçları
Okulun dışında hava soğuk ve temizdi. Ceyda, kaldırımın kenarında Melek ile duruyordu; bir eli kızının omuzlarının arasındaydı, sanki teması kaybederse onu yitirecekmiş gibi korkuyordu. Önce ben yanlarına gittim. "Bu akşam yemek bizde," dedim. Ceyda gözlerini kırpıştırdı. "Ne?" "Bize geliyorsunuz." Melek’e baktım. "İtiraz istemem. Aç olmadığını söyleyen birini beslemek için her türlü numarayı bilirim. Bu konuda çok ustalaştım." "Bize geliyorsunuz." Ceyda’nın gözleri doldu. "Pınar..." "Ciddiyim." Melek Leyla’ya baktı. "Ben de sizin evde yemek yiyebilir miyim?" Leyla ona küçük bir gülümsedi. "Sadece bir daha tuvalette saklanmazsan." Melek de gülümsedi. "Sadece sen de artık gözetimsiz kendi saçını kesmeyi bırakırsan." "Anlaştık." Ceyda gözyaşları içinde güldü ve dördümüzün içindeki bir şeyler yumuşadı. Melek Leyla’ya baktı. Eve dönüş yolunda Leyla, Caner’in baretini kucağında tutuyordu. "Sence babam bugün ağlar mıydı?" Yeni gözyaşlarımın arasından gülümsedim. "Kesinlikle. Sonra da ağlamadığına dair yalan söylerdi." Caner eve dönmemişti ama her nasılsa, kızımız sayesinde sevgisi dönmüştü.