Milyoner Adam, Hizmetçisinin Kolundaki Yanık İzini Görünce Şüphelendi

“İlk ay maaşımın yarısını ‘yerleştirme borcu’ diye kestiler. Sonra üniforma parası, servis parası, kalacak yer parası dediler. Ben çalıştıkça borç arttı. Nevin Hanım ‘kaçarsan ailene söylerim, kardeşini de işten attırırım’ dedi.” “Kardeşin nerede?” “Bir tekstil atölyesinde. Onu da onun tanıdıkları yerleştirdi.” Ali Rıza Bey’in yüzü sertleşti. Kolundaki iz, artık tek bir olay değildi. Bir sistemin imzasıydı. “Peki bu iz?” Derya dudaklarını ısırdı. Nevin Hanım’ın gözleri ona çakıldı. “Konuşma.” Derya bu kez başını kaldırdı. İlk kez sesi titredi ama geri çekilmedi. “Geçen ay, karşı bloktaki evde çalışan Aysel kaçmak istedi. Ben ona gece güvenlik kapısının şifresini söyledim. Yakalandı. Ertesi gün Nevin Hanım beni kendi garajına çağırdı.” Oda buz kesti. “Kolumu masaya bastırdı. Yanında iki kadın vardı. Biri tuttu. Diğeri kızgın metal parçasını…” Sesi kırıldı. “Beni işaretlediler. ‘Bir daha yardım edersen herkes seni bilir’ dediler.” Ali Rıza Bey gözlerini kapattı. Bir an nefes almakta zorlandı. Öfke, boğazına kadar çıktı. Ama bağırmadı. Çünkü bu hikâyede bağırması gereken kişi o değildi. Derya devam etti: “O harf N. Nevin’in N’si. Kızlar arasında böyle konuşulur. Kimin kolunda, omzunda, sırtında iz varsa, onun borcu bitmez derler.” Nevin Hanım ayağa fırladı. “İftira!” Ali Rıza Bey de ayağa kalktı. “Oturdun.” Tek kelimeydi. Ama Nevin Hanım ilk kez ona karşılık veremedi. Çünkü dışarıdan siren sesi duyulmaya başlamıştı. Polis geldiğinde Nevin Hanım hâlâ kendinden emindi. “Ben gönüllü çalışan kızlara iş buluyorum,” dedi. “Hepsinin ailesi benden razı.” Ama Ali Rıza Bey kameraları açtırmıştı.Kapıdaki tehdit kaydı. Bahçedeki konuşma. Derya’nın korkusu. Yetmedi. Güvenlik görevlisi Halil, önce “ben bir şey bilmiyorum” dedi. Sonra Ali Rıza Bey onu gözünün içine bakarak sordu: “Bu siteden geceleri hangi kızları çıkarmadın?” Halil’in rengi attı. Polisler onu ayrı odaya aldı. Yarım saat sonra ilk itiraf geldi. Nevin Hanım sadece iş bulmuyordu. Köylerden, kasabalardan, çevre ilçelerden genç kadınları “güvenli ev işi” vaadiyle getiriyor, maaşlarını borç adıyla kesiyor, kimliklerini “işlem yapılacak” diyerek tutuyor, ailelerini tehdit ediyor, kaçmak isteyenleri başka evlere gönderiyordu. Üstelik bunu tek başına yapmıyordu. Site içinden bazı kadınlar bu düzenden faydalanıyordu. Ucuz iş gücü. Sessiz hizmet. Şikâyet etmeyen, izin istemeyen, maaşını tam alamayan kızlar. Ve herkes bunu “biz yardım ediyoruz” diye anlatıyordu. O gün polis, Nevin Hanım’ın evine gitti. Giyinme odasındaki kasada kimlik fotokopileri, borç listeleri, kızların aile adresleri, maaş kayıtları ve küçük siyah defterin daha büyük bir kopyası bulundu. Defterde isimler vardı. Derya. Aysel. Gülşah. Meryem. Kübra. Ve karşılarında rakamlar. Sanki insan değil, hesap satırı. Derya karakola gitmekten korktu. “Beni geri yollarlar mı?” Ali Rıza Bey net konuştu. “Ben avukatımı çağırdım. Sana kimse dokunmayacak.” Derya ona baktı. “Niye?” Bu soru Ali Rıza Bey’in içine oturdu. Çünkü Derya, yardım görmek için bile sebep arıyordu. “Çünkü bu evde çalışıyorsun. Çünkü biri seni incitmiş. Çünkü insan olmak için daha fazla sebebe gerek yok.” Derya ağlamaya başladı. Ama sessiz. Sanki ağlamaya da izin ister gibi. O gece site karıştı. Bazı komşular hemen kendini savunmaya başladı. “Biz bilmiyorduk.” “Biz sadece ajans sanıyorduk.” “Kız memnundu.” “Biz hiç görmedik.” Ama sabah olunca başka şeyler ortaya çıktı. Bir kadının mutfağında kilitli çekmece vardı. İçinde üç çalışanın kimlikleri.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.