OĞLUMUN AMELİYAT MASRAFLARINI KARŞILAYABİLMEK İÇİN

"Demek bu ismi hâlâ hatırlıyorsun. Öyleyse sana anlatacaklarımı çok dikkatli dinle. Çünkü senin bu eve gelmen kesinlikle bir tesadüf değildi!" Rüştü Bey'in söylediklerini duyduğumda elimdeki dosyayı neredeyse düşürüyordum. İlk sayfada sekiz yıldır unutmaya çalıştığım bir isim yazıyordu. Barış Yalçın. Oğlum Kuzey'in babası. Hamileliğimin altıncı ayında beni terk eden ve bir daha yüzünü görmediğim adam. "Bu ismi nereden biliyorsunuz?" diye sordum. Rüştü Bey cevap vermek yerine masanın üzerindeki fotoğrafı bana uzattı. Fotoğrafta kendisi, Barış ve tanımadığım iki adam vardı. Arkalarında ise büyük bir şirket binası görünüyordu. "Barış benim oğlumun yanında çalışıyordu," dedi. "Daha doğrusu, çalıştığını sanıyordum." Kalbim hızla çarpmaya başladı. Rüştü Bey anlatmaya devam etti. Yıllar önce büyük oğlunun yönettiği şirketin hesaplarında ciddi usulsüzlükler tespit edilmişti. Barış, şirketin muhasebe müdürüydü ve milyonlarca liralık sahte faturaların izini sürerken bazı belgeleri ele geçirmişti. Belgeler, Rüştü Bey'in büyük oğlu Tamer'in şirketten gizlice para aktardığını gösteriyordu. "Barış bunları öğrendiğinde bana ulaşmaya çalışmış. Fakat oğlum ondan önce davranmış." "Neler olmuş?" "Onu susturmuşlar." Boğazım düğümlendi. Rüştü Bey, Barış'ın sekiz yıl önce ortadan kaybolduğunu söylediğinde ayağa fırladım. "Hayır! Barış bizi terk etti. Bana bir mektup bıraktı. Aile kurmaya hazır olmadığını yazıyordu!" Yaşlı adam gözlerini kapattı. "İşte öğrenmeni istediğim ilk gerçek bu. O mektubu Barış yazmadı." Söylediklerine inanmak istemiyordum. Yıllarca Barış'a öfkelenmiş, oğlumu neden istemediğini düşünerek gecelerce ağlamıştım. Şimdi ise hiç tanımadığım gerçeklerle yüzleşiyordum. Rüştü Bey dosyadan başka bir belge çıkardı. Barış'ın ortadan kaybolduğu tarihten iki gün sonra düzenlenmiş bir hastane raporuydu. Raporda, kimliği belirlenemeyen bir adamın ağır yaralı olarak hastaneye getirildiği yazıyordu. "Bu ne demek?" diye fısıldadım. "Barış, oğlumun adamları tarafından dövüldükten sonra şehir dışındaki bir hastaneye bırakılmış. Onu susturmak istemişler. Fakat Barış hayatta kalmış." "Öyleyse nerede? Neden bizi aramadı?" Rüştü Bey başını eğdi. "Çünkü geçirdiği ağır kafa travması yüzünden uzun süre hafızasını kaybetmiş." Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladı. Ancak Rüştü Bey'in anlatacakları henüz bitmemişti.