Savaş Pilotu Uçakta Yardım Etti
Bölüm 2: Ani Bir Anons Tam hafif bir uykuya dalmak üzereyken hoparlörden bir ses duyuldu: "Hanımefendiler ve beyefendiler, kaptanınız konuşuyor. Eğer aramızda savaş pilotu eğitimi almış birisi varsa, lütfen derhal kendisini belli etsin." Anons, Meryem’i tamamen uyandırdı. Savaş pilotu mu? Ticari bir uçakta mı? Etrafındaki yolcular şaşkınlık içinde donakaldı, sohbetler bir anda kesildi. Bazıları birbirlerine gergin bir şekilde bakıyordu. Meryem, göğsünde tanıdık bir gerginliğin düğümlendiğini hissetti. Yıllarını havadaki acil durumlara müdahale ederek geçirmişti. Ancak o hayatın artık bittiği varsayılıyordu. Kendi kendine bir daha asla o dünyaya adım atmayacağına dair söz vermişti. Yine de, yüzlerindeki aciliyet belli olan kabin memurları koridorlarda hızla ilerlemeye başladığında, Meryem bir şeylerin feci şekilde ters gittiğini anladı. Bölüm 3: Eski İçgüdüler Kabin memuru Meryem'in sırasının yanında durdu ve yolcuları süzdü. "Affedersiniz," dedi endişeyle. "Kaptanımız, uçakta savaş pilotu deneyimi olan birinin olup olmadığını bilmek istiyor." Meryem tereddüt etti. Aylardır sessizce yaşamaya, sıradan hayatın içinde kaybolmaya çalışıyordu. Ancak kabinde etrafındaki yabancıların endişeli yüzlerine bakınca, içinde bir şeylerin uyandığını hissetti. Ordudan ayrılabilirdi. Ama olduğu kişi olmaktan vazgeçemezdi. "Ben pilotum," dedi yumuşak bir sesle. Görevli ona doğru eğildi. "Savaş pilotuyum. Türk Hava Kuvvetleri. F-16 uçurdum." İnsanlar ona bakmak için döndükçe kabinde bir fısıltı yayıldı. O an artık sadece Meryem değildi. Yeniden Yüzbaşı Demir’di. Bölüm 4: Kokpite Giriş Uçağın önüne doğru yürürken tüm yolcular onu izliyordu. Kalp atışları hızlandı; adrenalin, çoktan söndüğünü sandığı bir kıvılcım gibi geri döndü. Kokpitin içinde durum gergindi. Kaptan ve ikinci pilot yorgun ve endişeli görünüyordu. "Uçuş sistemlerimizin bir kısmını kaybettik," diye açıkladı kaptan. "Otomatik pilot yirmi dakika önce devreden çıktı. Şu an manuel uçuyoruz." Radar ekranını işaret etti. Meryem öne doğru eğildi. Yakınlarda başka bir uçak uçuyordu; hem de çok yakında. "Bizi ne zamandır takip ediyor?" diye sordu sakince. "Yaklaşık on beş dakikadır. Transponder sinyali yok. İletişim yok. Hızımıza ve irtifamıza uyum sağlıyor." Meryem bu düzeni hemen tanıdı. Bu bir tesadüf değildi. Kasıtlıydı.