Sıcak bir yaz günü
Aradan yarım saat geçmemişti ki yine geldi. Bu kez gözleri daha da parlıyordu. “Teyze, bize bir sürahi limonata yap!” dedi. İşimin çok olduğunu söyledim ama o hiç yılmadı, ısrarla bakışlarını üzerime dikti. Küçücük elleriyle eteğimi çekiştirirken, içimdeki yorgunluğun yerini bir gülümseme aldı. “Peki,” dedim, “ama hemen içip keyfini çıkaracaksınız!” Hızlıca mutfağa geçip limonatayı hazırladım. Limonları büyük bir keyifle sıktım, biraz şeker ekleyip soğuk suyla karıştırdım. Sürahiyi buz küpleriyle doldurduğumda, içimin de biraz ferahladığını hissettim. Yeğenim, sevinçle sürahiyi kaptığı gibi arkadaşlarının yanına koştu. Aradan birkaç saat geçmişti. Biz halıları yıkamayı bitirmiş, yorgun argın verandaya oturmuştuk. Tam o sırada yeğenim ve arkadaşları ellerinde boş bardaklarla yanımıza geldiler. “Teyze, limonata çok güzeldi! Ama şimdi daha fazlasını istiyoruz!” dediler. Ablam ve ben gülmeye başladık. Demek ki işin içinde çocukların keyfi olunca, ne kadar yorgun olursak olalım, bir şekilde her şey daha güzel oluyordu.