Teyzesinin Sakladığı Planı Ortaya Çıktı

Vanessa’nın dudakları titredi. Ama hemen toparlandı. “Caroline ölmeden önce benden Diego’ya bakmamı istedi.” Sebastian yavaşça başını çevirdi. “Caroline ölmeden önce ne dediğini hatırlıyorum. Son nefesinde benden oğlumu kimseye emanet etmememi istedi.” Bu cümle masaya bir bıçak gibi indi. Vanessa’nın yüzündeki maske bir an çatladı. Sonra gülümsedi. “Yas seni hâlâ hasta ediyor Sebastian.” Elena mutfak kapısında duruyordu. İşte o an anladı. Vanessa tehlikeliydi. Çünkü öfkesini bile zarafetle saklıyordu. Öğleden sonra laboratuvar sonucu geldi. Sebastian çalışma odasında raporu açarken Elena ve Murat yanındaydı. Rapordaki kelimeleri tam anlayamadı Elena. Ama Sebastian’ın yüzündeki ifadeyi anladı. Sonuç kötüydü. Çok kötü. Biberon ucunda bebek mamasında asla bulunmaması gereken kan sulandırıcı bir maddeye ait izler vardı. Miktarı küçük tutulmuştu. Ama düzenli verilirse bir bebeğin iç kanama belirtileri göstermesine yetecek kadar tehlikeliydi. Sebastian sandalyeye çöktü. Elena eliyle ağzını kapattı. “Allah’ım…” Murat sessizce konuştu. “Bu kazara olmaz.” Sebastian raporu avucunda buruşturacak gibi tuttu. “Kim yaptıysa oğlumu öldürmeye çalışmış.” O anda kapı çaldı. Vanessa içeri girdi. Üçünün de yüzüne baktı. “Bir şey mi oldu?” Sebastian raporu masanın çekmecesine koydu. “Hayır.” Vanessa’nın gözleri çekmeceye kaydı. Çok kısa bir an. Ama Elena gördü. Vanessa şüphelenmişti. O gece Sebastian plan yaptı. Murat, bebek odasına ve mutfağın mama hazırlanan bölümüne gizli kameralar yerleştirdi. Elena’ya da özel bir görev verildi. Vanessa’nın isteğiyle hiçbir biberon yıkanmayacak, atılmayacak, değiştirilmeden saklanacaktı. Diego’ya verilen tüm mamalar önce Elena’nın hazırladığı güvenli karışımdan olacaktı. Sebastian ayrıca bağımsız bir çocuk doktoru çağırdı. Dr. Keller’a haber verilmedi. Yeni doktor bebeği muayene ettiğinde yüzü karardı. “Bunu reflü diye geçiştiren kim?” Sebastian’ın sesi kısıldı. “Dr. Keller.” Doktor başını iki yana salladı. “Bu bebek acilen izlenmeli. Kan değerlerine bakacağız. Eğer şüphelendiğim şey doğruysa, biri ona çok ciddi zarar veriyor.” Vanessa o sırada üst katta odasındaydı. Ama kapının aralığından her şeyi dinleyen biri vardı. Hizmetçilerden genç bir kadın. Adı Maribel’di. Elena onu fark etti. Maribel hemen kaçmaya çalıştı. Elena peşinden gitti. “Dur.” Maribel mutfakta köşeye sıkıştı. Yüzü bembeyazdı. “Ben bir şey yapmadım.” “Elbette yaptın,” dedi Elena. “Ya da ne yapıldığını biliyorsun.” Maribel’in gözleri doldu. “Benim annem hasta. Vanessa Hanım yardım etti. Bana para verdi. Sadece bazı biberonları mutfağa getirmememi söyledi. Sadece onun verdiği biberonları Diego’nun odasına bırakacaktım. İçinde ne olduğunu bilmiyordum.” Elena’nın kalbi sıkıştı. “Kızım, bebek kan kusuyor.” Maribel ağlamaya başladı. “Ben bilmedim. Yemin ederim bilmedim.” “Vanessa ne verdi sana?” Maribel titreyerek cebinden küçük bir anahtar çıkardı. “Arka kilerde bir kutu var. Bunu saklamamı söyledi. Kimse açmasın dedi.” Elena anahtarı aldı. Murat ve Sebastian’ı çağırdı. Arka kilerde, temizlik malzemelerinin arkasına saklanmış küçük siyah bir çanta buldular. İçinde bazı ilaç şişeleri, ezilmiş tablet kalıntıları, tek kullanımlık minik ölçü kaşıkları ve Dr. Keller’ın adına yazılmış sahte notlar vardı. Bir de USB bellek. Sebastian’ın eli USB’ye uzanırken titredi. Murat hemen bilgisayara taktı. İçinde ses kayıtları vardı. İlk kayıtta Vanessa’nın sesi duyuldu. “Doz düşük kalmış. Sadece kusuyor. Daha inandırıcı olmalı.” Karşıdaki ses Dr. Keller’a aitti. “Çocuk bu kadar küçükken risk büyür. Çok ileri giderse otopsi isterler.” Vanessa soğuk bir sesle güldü. “Sebastian yas tutmaya bile fırsat bulmadan yeni miras düzenini imzalarsa kimse otopsiyle uğraşmaz.” Elena’nın dizlerinin bağı çözüldü. Sebastian ekrana bakıyordu ama gözleri artık bu dünyada değildi. Sonra başka bir kayıt açıldı. Bu kez konu Caroline’dı. Vanessa’nın sesi daha alçaktı. “Abla her şeyi öğrenmiş. Sebastian’a söylemeden önce halletmemiz gerekiyor.” Dr. Keller’ın sesi geldi. “Kaza gibi görünmezse ikimiz de biteriz.” Vanessa cevap verdi: “O zaman kaza gibi görünsün.” Oda buz kesti. Sebastian nefes almayı unuttu. “Elena,” dedi Murat kısık sesle. “Çık istersen.” Ama Elena çıkmadı. Çünkü Diego’nun kanlı biberonunu ilk gören oydu. Bu gerçeğin sonunu da görmek istiyordu. Sebastian yavaşça ayağa kalktı. “Caroline’ın kazası…” Sesi çatladı. “O kaza değildi.” Murat hemen avukatı ve polisi aradı. Ama Sebastian’ın içinde başka bir şey uyanmıştı. Yıllardır tuttuğu yas, o an öfkeyle birleşti. Caroline’ın öldüğü gün aklına geldi. Yağmurlu yol. Paramparça araba. Doktorların “şanssızlık” demesi. Vanessa’nın cenazede omzuna yaslanıp ağlaması. “Ben de ablamı kaybettim,” demesi. Meğer o kadın sadece katil değil, yasının içine sızmış bir yılandı. Sebastian o gece Vanessa’yla yüzleşmedi. Polisin talimatıyla bekledi. Tüm deliller toplandı. Biberonlar. İlaçlar. Ses kayıtları. Kamera görüntüleri. Maribel’in ifadesi. Laboratuvar raporları. Ve en önemlisi, o gece mutfakta kurulan gizli kamera. Saat 23.18’de Vanessa mutfağa indi. Üzerinde lacivert ipek sabahlığı vardı. Etrafına baktı. Sonra kilerden yeni bir biberon çıkardı. Küçük bir şişeden birkaç damla ekledi. Elena ekrandan izlerken boğulacak gibi oldu. “Diego’ya bunu verecekti…” Sebastian’ın gözleri karardı. Vanessa biberonu aldı. Bebek odasına yöneldi. Tam kapıyı açacakken Sebastian karşısına çıktı. “Bunu nereye götürüyorsun?” Vanessa bir an dondu. Sonra gülümsedi. “Diego uyandı. Biberon hazırladım.” Sebastian elini uzattı. “Ver.” Vanessa geri çekildi. “Ne yapıyorsun?” “Biberonu ver, Vanessa.” “Saçmalıyorsun.” Sebastian’ın sesi yükselmedi. Ama o kadar soğuktu ki koridordaki herkes sustu.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.