Üvey kızımın beni huzurevine bırakacağını sandım

Sonra eski komşumuz ayağa kalktı. “Kızım üniversiteyi senin verdiğin bursla bitirdi.” Şaşkınlık içinde geri çekildim. Çünkü bunların hiçbirini büyütülecek şeyler olarak görmemiştim. İnsan bazen yaptığı iyilikleri o kadar sessiz yapar ki… yıllar sonra yankısını duyunca kendi bile inanamaz. Kızım çantasından bir dosya çıkardı. “Bir şey daha var.” Dosyayı açtı. İçinde tapu vardı. Benim adım yazıyordu. Şok içinde ona baktım. “Elif…” “Burası senin anne.” Gözlerim büyüdü. “Hayır… olmaz…” “Oldu bile.” “Ben böyle bir şeyi kabul edemem…” Kızım ilk kez hafifçe kızdı. “Hayatın boyunca herkese verdin. Bir kere de biri sana versin.” Sözleri içime işledi. Çünkü yıllardır ilk kez biri bana yük gibi değil… değerli biri gibi davranıyordu. Tam o sırada salonun arkasındaki dev ekran açıldı. Bir video başladı. Eski görüntüler… Benim haberim olmadan çekilmiş küçük anlar… Mutfakta çorba karıştırırken. Kızımın saçını düzeltirken. Balkonda çamaşır asarken. Uyuyakaldığım koltukta üzerime battaniye örtülürken… Son görüntüde kızım kameraya dönüp şöyle diyordu: “Bazı kadınlar kahraman gibi görünmez. Çünkü pelerin yerine önlük giyerler.” O an ağlamaya başladım. Ama yıllardır ilk kez… bu gözyaşları yalnızlıktan değildi. Kızım bana sarıldı. Sıcacık. Çocukken yaptığı gibi. Ve kulağıma sessizce şunu söyledi: “Sen beni yetim bırakmadın anne… şimdi sıra bende.” Aylar sonra “Elena Yaşam Evi” İstanbul’da yüzlerce kadına destek veren bir yere dönüştü. Bazıları boşanmıştı. Bazıları eşini kaybetmişti. Bazıları çocukları tarafından unutulmuştu. Ama kapıdan girdiklerinde ilk gördükleri şey hep aynı oluyordu: Duvara asılmış büyük bir yazı. “Burada kimse yük değildir.” Ve her sabah o yazının önünden geçerken içimden aynı cümleyi fısıldıyordum: “Demek ki insan bazen hayatı boyunca sevgi eker… ve hasadı, tam umut bittiğini sandığı anda gelir.”
Copyright © 2015. All Rights Reserved.