Yarın bu evden gidiyorsunuz

Kendin hallet kızım. Elif çocuk taşımayı bilmez. Tam o sırada kapıda anahtar sesi duyuldu. Yağmur yüzünden Emre eve erken dönmüştü. Elinde bir paket bebek bezi ve Defne için meyve püresi vardı. Kapıdan içeri girdiğinde donup kaldı. Beni gördü. Ter içinde kalmıştım. Bir elimde ağlayan bebeğim vardı. Diğer elimle yemeği yetiştirmeye çalışıyordum. Bu sırada ailesi salonda rahatça oturuyordu. Emre bağırmadı. İşte en korkutucu olan da buydu. Sessizce yanıma geldi. Defne’yi kucağımdan dikkatlice aldı. Sonra Elif’e baktı. — Tırnakların, yeğeninin gözyaşlarından daha mı değerli? Elif hemen alınmıştı. Kayınvalidem beni suçlamaya başladı. Kayınpederim ise sinirle televizyonu kapattı. Emre derin bir nefes aldı. Ve evi ikiye bölen cümleyi söyledi: — Yarın bu evden gidiyorsunuz. Kayınvalidem yerinden fırladı. — Bizi bu kadın yüzünden mi kovuyorsun? Elif ağlayarak beni işaret etti. — Bütün bunları sana o söyledi! Onunla evlendiğinden beri artık eskisi gibi değilsin! Kendimi savunmaya çalıştım. Ama Emre hemen önümde durdu. — Zeynep bana hiçbir şey söylemedi. Tam da bu yüzden şimdi ben konuşuyorum. Tam olayların daha kötüye gidemeyeceğini düşünürken Elif’in telefonu çaldı. Telaşla balkona çıktı. Ama söylediklerini duymama engel olamadı. Titreyen sesiyle şöyle diyordu: — Parayı toplamaya çalışıyorum… Lütfen ağabeyimin evini aramayın. O anda içime kötü bir his çöktü. Çünkü Elif’in sakladığı şeyin, ailemizin hayatını tamamen değiştireceğinden henüz haberim yoktu… BÖLÜM 2 O gece kimse uyumadı. Elif balkondan döndüğünde yüzü bembeyazdı. Telefonunu sıkıca tutuyor, gözlerini kimseye kaldırmıyordu. Kayınvalidem hemen yanına koştu. — Ne oldu kızım? — Hiçbir şey… Ama sesindeki titreme yalan söylüyordu. Emre sessizce ona baktı. — Kim aradı? — Kimse. — Elif. Bu kez Emre’nin sesi daha sertti. — Sana son kez soruyorum. Kim aradı? Elif’in gözleri doldu. Bir anda ağlamaya başladı. — Ben… Ben biraz borçlandım. Kayınvalidem hemen araya girdi. — Herkes borçlanabilir. Bunun için mi bizi evden kovuyorsun? Ama Emre susmadı. — Ne kadar? Elif cevap vermedi. — Ne kadar? — Üç yüz bin lira… Salonda ölüm sessizliği oluştu. Ben bile nefesimi tuttum. Kayınpederim Hasan Bey ayağa fırladı. — Ne dedin sen? Elif ağlıyordu. — Başta küçük miktarlardı. Sosyal medyada daha çok ürün satacağımı düşündüm. Sonra zarar ettim. Yeni kredi çekip eskisini kapattım. Sonra yine… — Üç yüz bin lira mı? diye bağırdı babası. — Faizlerle birlikte… Kayınvalidem koltuğa çöktü. Ama asıl şok henüz gelmemişti. Emre elini uzattı. — Telefonunu ver. — Hayır! — Telefonu ver, Elif. Elif geri çekildi. O anda Emre telefonu elinden aldı. Birkaç saniye ekrana baktı.