11 YAŞINDAKİ OĞLUM HASTA KOMŞUMUZ İÇİN

Mediha Hanım, Şebnem ve oğlum. Yıllardır birbirlerinden uzak yaşayan bir anneyle kız, küçük bir çocuğun gösterdiği basit bir iyilik sayesinde yeniden aynı masada oturmayı öğrenmişlerdi. Ve ben her cumartesi mutfaktan yükselen kurabiye kokusunu duyduğumda aynı şeyi düşünüyordum: İnsan bazen yaptığı küçücük bir iyiliğin, başka birinin hayatında hangi kapıyı açacağını asla bilemez.Aradan aylar geçti. Bir gün Mediha Hanım beni aradı. Sesindeki huzur, onu ilk tanıdığım günlerdeki yalnız kadından eser bırakmamıştı. “Bir şey söylemek istiyorum,” dedi. “Tabii Mediha Hanım.” “Doruk’a teşekkür etmeyi hiç beceremedim.” Gülümsedim. “Bence teşekkür etmenize gerek yok. O sadece elinden geleni yaptı.” Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu. “Hayır,” dedi Mediha Hanım. “Sen anlamıyorsun. Doruk bana yalnızca kurabiye getirmedi. Bana yıllardır kaybettiğim bir şeyi geri verdi.” “Neyi?” “Cesareti.” O an ne diyeceğimi bilemedim. Mediha Hanım devam etti: “Şebnem’le artık geçmişi değiştiremeyiz. Kaybettiğimiz yılları geri getiremeyiz. Ama kalan yıllarımızı birbirimize küsmekle geçirmeyeceğiz.” Telefonu kapattığımda gözlerim dolmuştu. O akşam Doruk'a sarıldım. “Ne oldu anne?” diye sordu. “Hiç,” dedim. “Seninle gurur duyuyorum.” “Ben ne yaptım ki?” Gülümsedim. “Bazen insanın yaptığı en güzel şey, yaptığı şeyin ne kadar güzel olduğunu bilmemesidir.” Doruk anlamamıştı. Belki yıllar sonra anlayacaktı. Belki de hiç anlamayacaktı. Ama ben o gün şunu çok iyi anladım: Bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girmez. Bazen küçücük bir iyilik, yıllardır kapanmış bir kapının anahtarına dönüşür. Ve bazen bir çocuğun saf kalbi, yetişkinlerin yıllarca çözemediği bir kırgınlığı sessizce iyileştirir. Doruk'un Mediha Hanım'a götürdüğü ilk kurabiye kutusunun içindeki kurabiyeler belki gerçekten biraz sertti. Ama o küçük kutunun içinde başka bir şey daha vardı: Bir annenin kızına kavuşma umudu. Bir kızın annesini yeniden affetme cesareti. Ve yıllardır susan iki insanın yeniden konuşabilme ihtimali. Ben ise o günden sonra her cumartesi kapımız çaldığında artık kimin geldiğini sormadım. Çünkü biliyordum. Kapının arkasında bazen bir misafir değil, başka bir hayatın başlangıcı olurdu. Ve hayatım boyunca unutmayacağım o gerçeği oğlum bana öğretmişti: **Bir iyiliğin küçüklüğüne bakma. Çünkü senin için küçük olan bir iyilik, başka bir insanın hayatındaki en büyük mucize olabilir.**
Copyright © 2015. All Rights Reserved.