4 yaşındaki oğlum en yakın arkadaşımı işaret etti

Bir yıl geçti. İnsanlar zamanın her şeyi iyileştirdiğini söyler. Yalan söylüyorlar. Zaman hiçbir şeyi silmiyor. Sadece acının etrafında yaşamayı öğreniyorsun. İlk aylarda ev sessizdi. Çok sessiz. Kerem geceleri bazen uyanıp babasını soruyordu. "Babam ne zaman gelecek?" Ona asla yalan söylemedim. "Bilmiyorum, tatlım." Sonra saçlarını okşayıp uyumasını bekliyordum. Bir gün okuldan eve gelirken elimi tuttu ve sordu: "Anne, sen üzgün müsün?" Boğazım düğümlendi. "Bazen." Bir süre düşündü. Sonra küçük elini elimin üzerine koydu. "Ben de bazen üzgünüm. Ama sen yanımdayken daha az üzülüyorum." O gün arabada ağladım. Çünkü o küçücük çocuk, yetişkinlerin yıllarca öğrenemediği bir şeyi biliyordu: Sevgi kusursuz olmak değildi. Sevgi kalmaktı. Burak birkaç kez aradı. Önce özür diledi. Sonra suçladı. Sonra yeniden özür diledi. Ama artık söyledikleri hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Bazı kırıklar tamir edilir. Bazıları ise sadece geride bırakılır. Elif'ten bir daha haber almadım. Bazen eski fotoğraflara denk geliyordum. Doğum günleri. Piknikler. Üniversite günleri. Bir zamanlar kardeşim gibi gördüğüm kadın. Fotoğraflara baktığımda artık öfke hissetmiyordum. Sadece hüzün. Çünkü güven kaybolduğunda, geriye sadece anılar kalıyordu. Bir sonbahar sabahı Kerem'le parkta yürüyorduk. Ağaçlardan sarı yapraklar düşüyordu. Birden bana dönüp gülümsedi. "Anne?" "Efendim?" "O gün seni kurtardım mı?" Durup ona baktım. "Neden öyle düşündün?" Omuz silkti. "Hani Elif Teyze'de babam var demiştim ya." Kalbim sıkıştı. Sonra diz çöküp gözlerinin içine baktım. "Evet." "Kurtardım mı?" Gözlerim doldu. "Evet Kerem." "Nasıl?" Saçlarını düzelttim. "Çünkü bazen insanlar gerçeği göremez." "Ben gördüm." "Evet." "Çünkü ben küçüğüm." Gülmeye başladım. "O yüzden mi?" Başını salladı. "Çünkü küçükler saklanırken her şeyi görüyor." O kadar ciddi söylemişti ki kahkaha attım. O da benimle birlikte güldü. Sonra elimi tuttu ve yürümeye devam ettik. O an fark ettim ki Burak'ın gidişi hayatımı bitirmemişti. Sadece başka bir hayatın başlangıcı olmuştu. Daha sakin. Daha dürüst. Daha gerçek bir hayatın. Bazen en büyük ihanetler bizi yıkmaz. Bizi uyandırır. Ve bazen bir kadının yıllarca göremediği gerçeği, dört yaşındaki bir çocuk tek bir cümleyle ortaya çıkarır. "Anne... babam orada." O gün o sözler hayatımı paramparça etmişti. Ama yıllar sonra dönüp baktığımda anladım ki... Aslında beni yıkan o cümle değilmiş. Beni kurtaran da oymuş. Çünkü o gün oğlum bana sadece bir sırrı göstermedi. Kendimi yeniden bulacağım yolu da gösterdi.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.