7 yaşındaki oğlum
Polisi aradığım anda, sanki evin içindeki bütün sesler kesilmişti. Telefonu kulağıma götürmüş, görevliye adresimizi ve yaşananları anlatırken gözüm sürekli Arda’daydı. Oğlum hâlâ beşiğin altında oturuyordu. Dizlerini göğsüne çekmiş, ellerini birbirine kenetlemişti. Lal ise hiçbir şeyden habersiz, beşiğinde sessizce uyuyordu. “Anne, başım belada mı?” diye sordu Arda. Telefonu kapattıktan sonra hemen yanına çömeldim. “Hayır oğlum. Sen hiçbir şey yapmadın. Bize yardım etmeye çalıştın.” “Ben sözümü bozdum ama…” “Bazen bir sırrı saklamak doğru değildir. Özellikle de birinin canı söz konusuysa.” Arda başını eğdi. Sonra dudaklarını titreyerek araladı. “Ben Lal’i korumaya çalışıyordum.” Bu cümleyle içimdeki korku daha da büyüdü. “Benden ne saklıyordun?” Arda birkaç saniye sustu. Sonra gözlerini kapatıp anlatmaya başladı. “Geçen hafta gece uyandım. Susamıştım. Su içmek için mutfağa gidecektim. O sırada bebek odasından ses geldi. Anneannem Lal’in yanındaydı.” Kalbim sıkıştı. “Ne yapıyordu?” “Lal ağlıyordu. Anneannem onu kucağına almıştı. Ama sonra…” Arda’nın sesi kesildi. “Sonra ne oldu?” “Anneannem ona çok sert konuştu. ‘Böyle ağlarsan annen seni daha çok sevecek sanıyorsun, değil mi?’ dedi. Sonra onu tekrar yatağına koydu. Ben de korktum.” O an içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Nermin’in Lal’i sevmediğini hiç düşünmemiştim. Hatta doğduğundan beri yardım etmek için bizimle kaldığını, geceleri bizi dinlendirmek için bebeğin başında durduğunu sanıyordum. Arda devam etti. “Ertesi gece yine gördüm. Bu kez Lal’in battaniyesini yüzüne kadar çekmişti. Ben hemen yanına koştum. Battaniyeyi kaldırdım. Lal’in yüzü kıpkırmızı olmuştu.” “Ne?” Sesim istemeden yükselmişti. Arda korkuyla irkildi. “Ben battaniyeyi çekince anneannem çok kızdı. Bana, ‘Bunu annene söylersen seni bir daha kimse dinlemez,’ dedi. Sonra da bana bir daha odasına girmeyeceğime söz verdirdi.” Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. “Sen neden bana o zaman söylemedin?” “Çünkü bana inanmayacağını düşündüm. Bir de anneannem, Lal’in hasta olduğunu ve çok hassas olduğunu söyledi. ‘Yanlış bir şey yaparsan kardeşine zarar verirsin’ dedi.” Oğluma sarıldım. Yedi yaşındaki küçücük bir çocuğun, yetişkinlerin yükünü omuzlarında taşıdığını o an fark ettim. Tam o sırada kapının zili çaldı. Polis gelmişti. İki görevli eve girip önce beni dinledi. Arda’yı korkutmamak için onunla sakin bir şekilde konuşacaklarını söylediler. Ben de Lal’i beşiğinden alıp kucağıma aldım. Nermin salona geldiğinde yüzünde şaşkınlık vardı. “Bu saatte ne oluyor?” Polislerden biri kendisini tanıttı. “Çocuğunuzun anlattığı bazı şeyler hakkında konuşmamız gerekiyor.” Nermin’in yüzündeki ifade bir anda değişti. “Arda ne anlattı?” Kimse cevap vermedi. Ben ise ilk kez ona doğrudan baktım. “Lal’in battaniyesini neden yüzüne kadar çektin?” Nermin’in gözleri büyüdü. “Ne saçmalıyorsun?” “Arda gördü.” Bir anlık sessizlik oldu. Sonra Nermin oğluma döndü. “Sen annenin yanında böyle şeyler söylememelisin.” Arda hemen benim arkamda saklandı. Polislerden biri sert ama sakin bir sesle, “Çocuğun üzerine gitmeyin,” dedi. Nermin koltuğa oturdu. Bir süre ellerine baktı. Ardından beklemediğim bir şey oldu.