Ameliyattan Çıkan Annem Gözlerini Açtığında İlk Olarak
Annemin sözlerinden sonra odada öyle bir sessizlik oluştu ki koridordan gelen tekerlekli sedye sesini bile duyabiliyordum. Boran'ın elleri titriyordu. Ona dokunmak istedim ama kolunu geri çekti. “Sen biliyor muydun?” diye sordum. Kardeşim cevap vermedi. Annem yeniden konuşmaya çalışınca hemşire araya girdi. Yeni ameliyat olmuş bir hastanın bu kadar yorulmaması gerektiğini söyledi. Konuşmayı sürdürürsek dışarı çıkmamızı isteyecekti. Boran başını salladı. Annemin alnını öptü ve benimle birlikte koridora çıktı. Bekleme salonundaki plastik sandalyelere oturduk. Kardeşim iki elini yüzüne kapattı. Onu en son böyle gördüğümde babamızın ölüm haberini almıştık. “Duygu kim?” diye sordum. Uzun süre konuşmadı. Sonunda başını kaldırdı. “Çocukken en yakın arkadaşımdı. Babam onun öldüğünü söyledi.” “Nasıl öldüğünü?” “Sulama kanalına düştüğünü.” İçimde ağır bir şey yer değiştirdi. Çünkü yirmi yıl önce, ben on sekiz yaşındayken, ailemizde büyük bir taşınma yaşanmıştı. Mersin'in kenar mahallelerinden birinde otururken babam bir gecede evi toplamış, bizi Konya'ya götürmüştü. Bunun nedenini işleri bozulduğu için taşınmamız gerektiğini söyleyerek açıklamıştı.