Kayınvalidem mutfağımızda oklavayla bacağımı
İlk sayfada kendi imzamı gördüm. Ama o belgeyi hayatımda hiç imzalamamıştım. Üstelik imzanın hemen altında, iki hafta önce Şükran'ın adına yapılmış 780 bin liralık bir para transferine ilişkin talimat vardı. Belgenin üst köşesinde çalıştığım şirketin adı bulunuyordu. Görevim gereği erişebildiğim mali sistemlerde kullanılan bir işlem kodu da sayfanın ortasına yazılmıştı. Avukatım dosyayı kapatmama engel olmadı. Elimi geri çekip yüzüme baktı. “Bu belgeyi tanıyor musunuz?” diye sordu. “Hayır. Ama imzamı taklit etmişler.” “Bundan emin misiniz?” “Kesinlikle. Çünkü o tarihte yıllık izindeydim. Ayrıca burada yazan hesap numarası şirketimizin ödeme hesaplarından biri değil.” Avukatımın adı Aysun'du. Kırklı yaşlarında, sakin konuşan ve gereksiz umut vermekten kaçınan bir kadındı. Önündeki not defterine birkaç kelime yazdı. “Bunları soruşturmayı yürüten savcıya da anlatmanız gerekecek. Fakat önce dosyanın neden burada olduğunu bilmelisiniz.” Telefonum yeniden titredi. Levent ikinci kez arıyordu. Aysun, “Cevap vermek zorunda değilsiniz,” dedi. Aramayı reddettim.