Bebek odası tamamen boşaltılmıştı

“Hepsi bu kadar mı?”Erdem gözlerini önümdeki dosyadan kaldırdı. “Hayır, Ediz. Asıl mesele şimdi başlıyor.” Gülce masaya ikinci bir dosya koydu. Kapağında oğlumun adı yazıyordu: Tibet Sarıhan. “Üç aylık bir bebeğin bu dosyada ne işi var?” diye sordum. “Babanın vasiyetini hatırlıyor musun?” dedi Erdem. Babam ölmeden önce aile yatırımlarının bir bölümünün doğacak torunlarına ayrılmasını istemişti. O günlerde çocuğum yoktu. Cevdet amcam, mirasın yönetimiyle ilgili ayrıntıların kendisinde kalmasının daha doğru olacağını söylemişti. Ben de ona güvenmiştim. “Fonun Tibet adına ayrılan payı doğduğu gün kesinleşti,” dedi Erdem. “Ama geçen ay o payın teminat gösterildiği bir kredi başvurusu yapılmış.” “Ben böyle bir şeye izin vermedim.” Gülce önümdeki sayfayı çevirdi. Alttaki imza benimkine benziyordu. Bir sonraki sayfada ise Belkıs’ın imzası vardı. İmzamın yanındaki tarihe baktım. O gün, Tibet'i ilk kez eve getirmiştik. Belkıs merdivenleri zor çıkarken ben telefonumdan şirket belgelerini onaylamıştım. Cevdet, “Rutin muhasebe işi,” demişti. Çocuğumu beşiğine yerleştirdiğim akşamın en net hatırası, amcamın gönderdiği dosyanın başındaki kutucuğa düşünmeden bastığım işaretti. “Bu onun imzası değil,” dedim hemen. “Belkıs da aynısını söylüyor. Üstelik bu belgeyi ilk kez geçen hafta gördü.” İçimdeki öfke yerini ağır bir korkuya bıraktı. Cevdet yıllardır bana işlerin büyüklüğünden söz eder, ayrıntılarla vakit kaybetmememi öğütlerdi. Babamın ölümünden sonra onu ikinci babam saymıştım. “Belkıs bunu nasıl öğrenmiş?” Erdem telefonunu açtı. Belkıs’ın üç hafta önce gönderdiği bir mesajı gösterdi. Bankadan gelen, Tibet adına düzenlenmiş bir hesap hareketi bildirimini fotoğraflamıştı. Ardından bana yazdığı mesaj vardı: “Ediz, lütfen bu akşam konuşalım. Oğlumuzla ilgili tuhaf bir şey var.” Benim cevabım tek satırdı: “Abartma. Toplantıdayım.” O akşam Leman’yla bir restorandaymışım. Erdem devam etti: “Belkıs önce bankaya gitmiş. Orada kendisine ait olmayan bir onay formu olduğunu fark etmiş. Sonra da amcan onu arayıp şikâyetinden vazgeçmesini istemiş.” “Ne söylemiş?” Gülce sesini alçalttı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.