Ben büyük ikramiyeyi kazandım, tam 18 milyon lira
Evden çıktıktan sonra Taksim yakınlarında küçük bir otele gidip oda tuttum. Aslında çok üzgün olmam gerekiyordu. Ama cebimdeki piyango biletine her baktığımda içim hafifliyordu. Başta bu parayla Boğaz manzaralı bir villa almayı, araba almayı, annemi rahat ettirmeyi düşünmüştüm. Hatta ağabeyime de birkaç yüz bin lira verip küçük bir iş kurmasını, evlenmesini, çocuk sahibi olmasını istiyordum. Ailece huzurlu yaşayacağımızı sanıyordum. Belki de kader benim fazla saf olduğumu görmüş olacak ki, tam bugün annemin gerçek düşüncelerini görmemi sağladı. Onun gözünde ben sadece kız çocuğuydum. Yarın bir gün evlenecek, başka aileye gidecek “zarar”dım. Babam öldükten sonra hayatın zorlaştığını biliyordum. Ağabeyimin evlenmesinin de kolay olmadığını anlıyordum. Eğer tek ev olsaydı, onunla asla yarışmazdım. Ama ortada iki daire vardı. Üstelik annemin yaşlılığına da ikimiz birlikte bakacaktık. O zaman neden her şey sadece ona ait olmalıydı? Sırf erkek olduğu için mi? Patronuma mesaj atıp ertesi gün izin istedim. Piyango ödülünü almaya gidecektim. Bazı şeyleri ne kadar düşünsen de cevabı olmuyor. Nasıl olsa artık param vardı. Erken yatıp ertesi gün için dinlenmek istiyordum ki telefonum çaldı. Arayan büyük teyzemdi. “Alo Tülay! Seni suçlamıyorum ama anneni neden bu kadar üzdün?” “Kadıncağız yıllardır dul başına sizi büyüttü. Biraz anlayış gösteremez misin?” Normalde teyzemle aram kötü değildi, bu yüzden kendimi tutmaya çalıştım. “Teyze, annem iki daireyi de ağabeyime vermekte ısrar ediyor. Ben de bu yüzden…” Sözümü hemen kesti: “Ay kızım, Yılmaz ailesinin malları ağabeyine gitmeyecek de kime gidecek? Sen kız çocuğusun, ev için kavga etmene ne gerek var?” Şaşkınlıkla cevap verdim: “Teyze, ben kızım ama aynı zamanda bu ailenin çocuğuyum. Anneme ağabeyim kadar ben de bakıyorum.” Teyzem nasihat vermeye başladı: “Annene bakman zaten senin görevin. Ama ev istemek fazla oluyor! Ağabeyin erkek, yarın evlenecek. Evi olmazsa kim kız verir?” “Sen de yarın evleneceğin zaman evi olan erkek arayacaksın. Ağabeyinle niye yarışıyorsun?” “Bu iş mahkemeye gitse bile avukatlar seni haklı bulmaz.” Gülerek cevap verdim: “Teyze, sence neden ev devri için benim imzam gerekiyor? Çünkü kanunen benim de hakkım var.” Teyzem de güldü: “Şu kıza bak, aile içinde kanundan bahsediyor! Annen haklı, gerçekten çok bencilsin. Biraz mal mülk için aile sevgisini unutmuşsun!” Bu kez tamamen sinirlendim. “Teyze, hesap yapan onlar! Ben hakkımdan vazgeçmeyince de bana bencil diyorlar. Açıkça bana ait olanı elimden almak istiyorlar! Neye dayanarak?” “Annenin seni doğurup büyütmesine dayanarak!” dedi yine her zamanki gibi vicdan baskısı yaparak. Bu sözleri çocukluğumdan beri duyuyordum.Her aile toplantısında herkes bir ağızdan aynı şeyleri söylüyordu…