Bir hastanenin bekleme salonunda insanlar yaşlı bir kadınla sessizce alay ediyordu

Doktor sözlerine devam etti: “Az önce içeride, çok riskli bir ameliyat yapıyorduk. Beklenmedik bir durumla karşılaştık. Tecrübeye ihtiyacım vardı. Onu aradım. Saat kaç olursa olsun geleceğini biliyordum.” Kadın çantasını hafifçe kaldırdı. “Notlarımı getirdim,” dedi. “Eski yöntemleri bazen hatırlamak gerekir.” Doktor gülümsedi. “Ve o yöntem hayat kurtardı.” Bu sözler, salondaki herkesin içine işledi. Bir süre kimse konuşamadı. Sonunda az önce alay eden kadınlardan biri yavaşça yaklaştı. Gözleri dolmuştu. “Ben… özür dilerim,” dedi kısık bir sesle. “Sizi tanımıyorduk.” Yaşlı kadın ona baktı. Yüzünde ne öfke ne de kırgınlık vardı. Sadece yorgun ama anlayışlı bir ifade vardı. “İnsanları tanımak için her zaman geçmişlerini bilmeniz gerekmez,” dedi yavaşça. “Bazen sadece saygı duymak yeterlidir.” Bu sözler salonda yankılandı. Herkes başını eğdi. O an herkes, kendi sözlerinin ağırlığını hissetti. Kadın tekrar yerine oturdu. Çantasını kucağına koydu. Bu kez içine bakmadı. Artık kaybedecek bir şeyi yoktu. Bir süre sonra doktor yanına geldi. “Artık eve gitseniz iyi olur,” dedi nazikçe. “Çok yoruldunuz.” Kadın hafifçe gülümsedi. “Yorgunluk geçer,” dedi. “Ama bir hayatın kurtulması… o kalır.” Doktor başını eğdi. Kadın yavaşça ayağa kalktı, paltosunu düzeltti ve kapıya doğru yürüdü. Bu kez kimse ona tuhaf bakmıyordu. Kimse fısıldamıyordu. Aksine, yol açıyorlardı. Saygıyla. Kapıdan çıkarken kimse bir şey söylemedi. Ama herkes aynı şeyi düşünüyordu. Bir insanın değeri, dış görünüşünde değil, sessizce taşıdığı hikâyelerde gizlidir. Ve bazen, en çok küçümsenen kişi… en büyük hayatları kurtaran kişidir.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.