BİR SABAH UYANDIĞIMDA OMZUMDA KOCAMAN BİR MORLUK VARDI

"Anne, dün gece gerçekten neler olduğunu öğrenmek istiyorsan önce babamın yıllardır senden sakladığı şeyi bilmen gerekiyor!" Kızımın söyledikleri karşısında olduğum yerde donakaldım. Bir Pınar'a, bir de kocama bakıyordum. Vedat'ın yüzünden bütün kan çekilmişti. Telefonu hâlâ yerde çalıyordu ama eğilip almaya cesaret edemiyordu. "Pınar, ne demek istiyorsun? Baban benden ne saklıyor?" Kızım cevap vermeden önce derin bir nefes aldı. "Anne, babamı arayan adamın adı Tamer. Üç yıl önce beni de aramıştı. Sana söylememem için yalvarmıştı." Kalbim hızla çarpmaya başladı. "Kim bu Tamer?" Vedat aniden ayağa kalktı. "Pınar, yeter! Anneni daha fazla üzmeyelim!" Bu sözler karşısında öfkem korkumun önüne geçti. "Kırk sekiz yıllık karınım ben! Artık biriniz bana neler olduğunu anlatacak mı?" Pınar gözlerini babasından ayırmadan konuştu. "Tamer, babamın yıllar önce başka bir kadından dünyaya gelen oğlu." O an sanki bulunduğum odanın duvarları üzerime yıkıldı. Kocamın bir başka oğlu mu vardı? Kırk sekiz yıllık evliliğimiz boyunca Vedat'ın başka bir kadınla ilişkisi olduğuna dair en küçük şüphem olmamıştı. Üstelik kızımız bu gerçeği üç yıldır biliyordu. Koltuğa çöktüm. "Demek ikiniz de beni kandırdınız!" Vedat yanıma yaklaşmak istedi ama elimi kaldırıp durdurdum. "Bana dokunma!" Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. "Neriman, her şeyi anlatacağım. Ama önce dün gece olanları açıklamama izin ver." Tam o sırada telefon üçüncü kez çaldı. Vedat ekrana baktıktan sonra telefonu açıp hoparlöre aldı. Karşıdan öfkeli bir erkek sesi yükseldi. "Baba, söylediklerimi yaptın mı? Yoksa her şeyi karına benim anlatmamı mı istiyorsun?" Vedat'ın titreyen ellerini görünce içimi tarifsiz bir korku kapladı. "Tamer, artık yeter! Karım her şeyi öğrendi!" Telefondaki adam birkaç saniye sustu. Ardından öyle bir şey söyledi ki omzumdaki morluğun neden oluştuğunu öğrenmek için sabırsızlanmaya başladım. "O zaman dün geceki görüntüleri de göster. Bakalım karın bunları görünce ne yapacak!" Telefon kapandı. Vedat yüzünü ellerinin arasına alarak ağlamaya başladı. Hayatım boyunca kocamı böyle görmemiştim. "Ne görüntüsü Vedat? Dün gece bana ne yaptın?" Kocam güçlükle doğruldu. "Ben sana zarar vermedim Neriman. Ama sana zarar gelmesine engel olamadım." Ardından bizi yatak odasına götürdü. Gardırobun altındaki eski ayakkabı kutusunu çıkardı. Kutunun içerisinde bir telefon, bazı belgeler ve birkaç fotoğraf vardı. Fotoğraflardan birinde Vedat, otuzlu yaşlarında tanımadığım bir kadınla yan yana duruyordu. Kadının kucağında küçük bir çocuk vardı. Fotoğrafın arkasında bir tarih yazıyordu. 1982. O tarihte evliliğimizin dördüncü yılındaydık. Gözlerim doldu. "Ben o yıl Pınar'a hamileydim. Sen başka bir kadınla mı birlikteydin?" Vedat başını önüne eğdi. "Bir kez büyük bir hata yaptım Neriman. Kadın hamile kaldığını söylediğinde korktum. Çocuğun bakımını üstlendim ama seni kaybetmekten korktuğum için gerçeği sakladım." "Demek bütün hayatım bir yalanmış!" "Hayır! Seni gerçekten sevdim!" Acı acı güldüm. "Beni sevdiğin için mi kırk dört yıl boyunca kandırdın?" Kocam cevap veremedi. Ancak asıl şaşırtıcı gerçek henüz ortaya çıkmamıştı. Vedat kutudaki telefonu çıkarıp açtı. Ekranda dün gece saat 02.17'de kaydedilmiş bir video vardı. Oynatma düğmesine bastı. Görüntüleri gördüğümde nefesim kesildi. Videoda kendi yatak odamız görünüyordu. Yatağımızda uyuyordum. Birkaç saniye sonra odanın kapısı açıldı. İçeri giren kişi Vedat değildi. Tanımadığım, uzun boylu bir adamdı. Doğruca yatağımın yanına yaklaştı. Önce beni dikkatle inceledi, ardından komodinin çekmecesini açtı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.