KOCAM 10 YIL ÖNCE HAYATINI KAYBETTİ
Oğlum, belgenin üzerindeki tarihi görünce titreyen elleriyle sandalyeye tutundu. "BABAM BUNU NASIL YAPABİLİR? BU İMKÂNSIZ!" diye bağırdı. Ancak avukatın biraz sonra açıkladığı gerçek, yalnızca evin gerçek sahibinin kim olduğunu değil, kocamın yıllar önce neden böyle bir karar verdiğini de ortaya çıkaracaktı. Üstelik oğlumun henüz öğrenmediği son bir şey daha vardı... Hastane odasında derin bir sessizlik oluşmuştu. Yeni doğan kızım kucağımda uyurken oğlum Barış, karşımdaki sandalyede oturuyor, elindeki belgelere inanamayan gözlerle bakıyordu. Kocamın avukatı Selim Bey, gözlüğünü düzelterek konuşmaya başladı. "Barış Bey, babanız vefatından yaklaşık altı ay önce oldukça önemli kararlar almış. Ancak bunların bir kısmından sizin haberiniz yok." Barış öfkeyle ayağa kalktı. "Babamın bütün mal varlığını biliyorum! Annemle birlikte yaşadıkları evin de sonunda bana kalacağını kendisi söylemişti!" Selim Bey başını salladı. "Babanızın size söylediği şeyle hukuki olarak yaptığı düzenlemeler birbirinden oldukça farklı." Ardından dosyadan başka bir belge çıkardı. "Öncelikle bilmeniz gereken bir şey var. Annenizin yaşadığı ev, babanızın ölümünden çok önce tamamen annenizin adına geçirilmiş. Tapu kayıtları da bunu açıkça gösteriyor." Oğlumun yüzündeki ifadeyi hayatım boyunca unutmayacağım. "Ne demek annemin adına? Babam o evi kendi parasıyla satın aldı!" Selim Bey sakince cevap verdi. "Evet. Ama yıllar önce eşine devretti. Dolayısıyla annenizin evden ayrılmasını isteme hakkınız hiçbir zaman olmadı." Barış bana döndü. "Bunu biliyor muydun?" Gözlerinin içine baktım. "Elbette biliyordum. Ama kendi oğlumun bir gün beni evimden kovmaya kalkışacağını hiç düşünmemiştim." Barış cevap vermedi. Aslında beni evden çıkardığı gün polise başvurabilirdim. Ancak o sırada hamileliğimin oldukça hassas bir dönemindeydim. Doktorum stresten uzak durmam gerektiğini defalarca söylemişti. Bu yüzden geçici olarak yakın arkadaşım Handan'ın yanına taşınmıştım. Selim Bey ise ben hastanedeyken evimin yeniden güvence altına alınması için gerekli hukuki işlemleri başlatmıştı. Ancak asıl mesele ev değildi. Selim Bey dosyadaki ikinci belgeyi Barış'ın önüne koydu. "Babanızın ölümünden birkaç ay önce hazırladığı başka bir belge daha var." Barış kâğıdı eline aldı. Belgenin üst kısmında bir tarih, hemen altında da kocamın imzası bulunuyordu. "Babanız, sahip olduğu birikimin önemli bir bölümünü eşinin ve gelecekte doğmasını umduğu ikinci çocuğunun ihtiyaçları için ayırmış. Bununla ilgili gerekli mali düzenlemeleri de hayattayken yapmış." Barış öfkeyle güldü. "Ortada çocuk bile yokken mi? Babamın aklını mı karıştırmışlar?" İşte o anda ilk kez sesimi yükselttim. "Baban hakkında böyle konuşma!" Oğlum şaşkınlıkla yüzüme baktı. "Babanın tek hayali senin zengin olman değildi, Barış. Bir ailemiz olsun istiyordu. Birbirimize sahip çıkalım istiyordu." Selim Bey, çantasından küçük ve oldukça eski bir zarf çıkardı. Üzerinde kocamın el yazısıyla yazılmış birkaç kelime vardı. İkinci çocuğumuz dünyaya gelirse açılacak. Zarfı gördüğüm anda gözlerim doldu. Bu zarfın varlığından benim bile haberim yoktu. Selim Bey, kocamın ölümünden önce kendisine bıraktığı kişisel emanetleri sakladığını, ancak mektubu açmak için belirlenen şartın bugün gerçekleştiğini söyledi. Barış, zarfı avukatın elinden neredeyse kapacaktı. "Verin! Ben okuyacağım!" Selim Bey zarfı bana uzattı. "Bence önce anneniz okumalı." Titreyen ellerimle zarfı açtım. İçinden iki sayfalık bir mektup ve küçük bir fotoğraf çıktı. Fotoğrafta kocam, oğlum henüz beş yaşındayken onu omuzlarına almış, kocaman gülümsüyordu. Mektubun ilk satırını okuduğumda gözyaşlarımı tutamadım. "Sevgili eşim..." Kocamın kelimelerini yüksek sesle okumaya başladım. "Eğer bu mektubu okuyorsan, yıllar önce birlikte kurduğumuz hayallerden biri gerçekleşmiş demektir. Belki yanında olamadım. Belki çocuğumuzun ilk ağlayışını duyamadım. Ama bilmeni istiyorum ki seninle geçirdiğim her gün için minnettarım." Barış başını önüne eğmişti. Okumaya devam ettim.