O akşam işten eve her zamankinden daha geç dönmüştüm

"Öyleyse ona sen anlat. Çünkü dün gece sen uyurken karına ait olan şeyi buldum. Babanın neden yıllarca sakladığını da artık biliyorum!" Elimi ağzıma kapatarak kapının arkasına çekildim. Kalbim öylesine hızlı çarpıyordu ki sesini duyacaklarından korktum. Kocamın babası yıllar önce ölmüştü. Ben ise onunla yalnızca birkaç kez görüşebilmiştim. Bana karşı her zaman mesafeli davranmış, evliliğimizi hiçbir zaman onaylamamıştı. Peki, benimle ilgili ne saklıyor olabilirdi? Mutfaktan sandalye sesleri yükseldi. Hakan'ın titreyen sesini duydum. "O kutuyu nerede buldun?" "Eski saatin içinde. Baban ölmeden önce bana her şeyi anlatmıştı. Ama mektubu sakladığını bilmiyordum." Artık dayanamadım. Mutfağın kapısını hızla açtım. "Ne mektubu?" İkisi de irkilerek bana döndü. Cihan'ın önünde küçük, sararmış bir zarf duruyordu. Zarfın üzerinde benim adım yazılıydı. Üstelik o el yazısını tanıyordum. Annemin el yazısıydı! Annem, ben henüz on iki yaşındayken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Yıllardır ondan kalan birkaç fotoğrafı ve küçük bir hatıra kutusunu saklıyordum. Titreyen ellerimle zarfı aldım. "Bu nasıl mümkün olabilir?" Hakan başını öne eğdi. Cihan ise gözlerimin içine bakarak konuştu. "Çünkü annenin ölümü sana anlatıldığı gibi gerçekleşmedi." Dünyam başıma yıkılmıştı. "Ne demek istiyorsunuz?" Hakan bir adım yaklaştı. "Hayatım, lütfen önce beni dinle." "On yedi yıllık evliliğimiz boyunca bana yalan mı söyledin?" Cevap vermedi. O sessizlik, duyabileceğim bütün itiraflardan daha korkunçtu. Zarfı açmak üzereydim ki Cihan elimi tuttu. "Önce sana bir şey göstermem gerekiyor." Cebinden eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta annem vardı. Yanında Hakan'ın babası ve tanımadığım genç bir adam duruyordu. Üçü de eski bir hastanenin önünde gülümsüyordu. "Bu fotoğrafı nereden buldunuz?" Cihan derin bir nefes aldı. "O fotoğraftaki üçüncü adam benim." Şaşkınlıktan konuşamadım. Cihan sandalyesine oturdu ve yıllardır içinde taşıdığı sırrı anlatmaya başladı. Yirmi sekiz yıl önce annem, Hakan'ın babasının sahibi olduğu özel bir hastanede muhasebeci olarak çalışıyormuş. Cihan ise hastanenin teknik servisinde görevliymiş. Bir gün annem, hastanenin hesaplarını incelerken ciddi usulsüzlükler keşfetmiş. Hastalardan alınan bazı paralar kayıtlara geçirilmiyor, sahte faturalar düzenleniyormuş. Annem durumu hastane yönetimine bildirmiş. Fakat bilmediği bir şey varmış. Bu usulsüzlüklerin arkasındaki kişi bizzat Hakan'ın babasıymış. "Annen dürüst bir kadındı," dedi Cihan. "Gördüklerini unutmayı reddetti." Boğazım düğümlendi. "Peki, sonra ne oldu?" Cihan'ın gözleri doldu. "Annen bütün belgeleri topladı. Savcılığa gitmeye hazırlanıyordu. Fakat o gece hastaneden çıkarken bir araba ona çarptı." Nefesim kesildi. Çocukluğum boyunca annemin dikkatsiz bir sürücünün neden olduğu trafik kazasında öldüğünü düşünmüştüm.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.