Düğün gecemde kocama sürpriz yapmak için yatağın altına saklandım
Bir anda yüzü değişti. Çok kısa sürdü. Ama gördüm. “Neden?” “Kendimi iyi hissetmiyorum.” “Elbette,” dedi. “İstersen yarına erteleriz.” Sonra elimi tuttu. “Zaten dönünce konuşmamız gereken bazı evraklar var.” Kalbim hızlandı. “Ne evrakı?” Gülümsedi. “Önemli değil. Evin sigorta ve finans işleriyle ilgili.” Daha düğün gecesinin ertesi sabahı plan başlamıştı. Saat dokuzda banyoya girdiğinde çantamı aldım. “Babamı göreceğim,” dedim kapının ardından. “Birazdan dönerim.” “Şimdi mi?”“Evet.” Cevap vermesini beklemeden çıktım. Babamın şoförü otelin girişinde beni bekliyordu. Kırk dakika sonra Levent’teki hukuk bürosunda Avukat Ece Koral’ın karşısında oturuyordum. Babam pencerenin yanında ayakta duruyordu. Kaydı başından sonuna kadar dinledik. Hiç kimse konuşmadı. Kayıt bittiğinde Ece Hanım gözlüğünü çıkardı. “Bir şey daha var,” dedi. Önündeki dosyayı açtı. “Baban dün gece beni aradıktan sonra Mertcan Aydın ve şirketi hakkında ulaşabildiğim kayıtları kontrol ettim.” Masanın üzerine birkaç belge koydu. İlkinde Mertcan’ın şirketinin adı vardı. Altında borçlar. Vergi yapılandırmaları. Gecikmiş krediler.İcraya yaklaşmış ticari alacaklar. Rakamları görünce boğazım kurudu. Yaklaşık 18 milyon liralık yükümlülük. “Bu mümkün değil,” dedim.“Mertcan şirketin çok iyi gittiğini söylüyordu.” Ece Hanım başını salladı. “Gitmiyormuş.” Sonra ikinci belgeyi önüme itti. Tarihine baktığımda nefesim kesildi. Düğünümüzden sekiz ay önceydi. Belge, Mertcan’ın bir finans danışmanıyla yaptığı yazılı bir ön çalışmaydı. Başlık şuydu: “Muhtemel Gayrimenkul Teminatı Üzerinden Finansman Planı.”Gayrimenkul bölümünde henüz satın almamış olduğumuz evin adresi yazıyordu. Ataşehir’deki dairemizin. “Nasıl?” diye fısıldadım. Ece Hanım sakin bir sesle cevap verdi. “Çünkü daireyi sen görmeden aylar önce Mertcan görmüş.” Bir başka sayfa çıkardı. Emlak danışmanıyla yapılmış yazışmalar vardı. Mertcan, daha benimle evlenmeden önce o dairenin kredi teminatı olarak ne kadar değer göreceğini araştırmıştı. O an her şey yerine oturdu. Evi neden özellikle beğendiği. Neden ödeme sürecini kendisinin yönetmek istediği. Neden parayı önce kendi hesabına aktarmam konusunda ısrar ettiği. Babam ilk kez konuştu. “Bu adam evlenmeye karar vermeden önce senin mal varlığını hesaplamış.” Sesindeki öfkeyi daha önce çok az duymuştum. Ben ise şaşırtıcı biçimde sakindim.“Ne yapacağız?” Ece Hanım bana baktı. “Öncelikle hiçbir şey bildiğini belli etmeyeceksin.” Sonra önündeki dosyayı kapattı. “Çünkü kayıttaki konuşma çok önemli ama tek başına bütün planı kanıtlamak için yeterli olmayabilir. Onun sana gerçekten o sözleşmeyi sunmasını istiyoruz.” Öğleden sonra otele döndüm. Mertcan lobide beni bekliyordu. “Baban nasılmış?” “İyi.” “Balayını erteleyelim mi?” “Bence erteleyelim.” Yüzünde rahatlamaya benzeyen bir ifade belirdi. İki gün boyunca hiçbir şey olmadı. Üçüncü gün akşam yemeğinden sonra Mertcan çantasından ince bir dosya çıkardı. İşte beklediğimiz an gelmişti.“Şu ev meselesini halledelim,” dedi. Dosyayı önümde açtı. “Formalite.” Sayfaları çevirdim. Ortak mülkiyet sözleşmesi. Yetkilendirme maddeleri. Kredi kullanımı. Gayrimenkulün teminat gösterilebilmesi. Tam olarak telefonda anlattıkları plan. Kalemi elime aldım. Mertcan gülümsedi. Sonra kalemi masaya bıraktım. “Bunu avukatıma göstermek istiyorum.” Gülümsemesi dondu. “Neden?” “Çünkü anlamadığım maddeler var.”“Aslıhan, bunlar standart şeyler.” “Yine de.” Sesinin tonu sertleşti. “Bana güvenmiyor musun?” Düğünden önce bu soruyu duysaydım kendimi suçlu hissederdim. O akşam ise sadece ona baktım. “Bir belgeyi okumak istemem sana güvenmediğim anlamına gelmez.” Ayağa kalktı. “İki yıldır beraberiz. Şimdi mi avukat çıktı?” Ben de ayağa kalktım. “Evet.” İlk kez yüzündeki maskenin tamamen düştüğünü gördüm. “Bu evlilik böyle yürümez.” “Nasıl?” “Her şeyi sorgularsan.” Tam cevap verecekken kapı çaldı.Mertcan şaşkınlıkla bana baktı. Ben kapıya yürüdüm. Dışarıda Ece Hanım vardı. Yanında babam. Ve bir noter çalışanı. Mertcan’ın yüzünün rengi değişti. “Bu ne?” Babam içeri girmedi. Sadece bana baktı. “Kararı sen vereceksin.” Ece Hanım masadaki dosyayı aldı. Hızla birkaç sayfayı inceledi. Sonra Mertcan’a döndü. “Bu belgeyle müvekkilimin gayrimenkulü üzerinde finansman yetkisi almaya çalışıyorsunuz.” Mertcan kekeledi. “Biz evliyiz.”Ece Hanım hiç etkilenmedi. “Bu, eşinizin malvarlığı üzerinde sınırsız tasarruf hakkınız olduğu anlamına gelmez.” Mertcan bana döndü. “Aslıhan, ne oluyor?” Telefonumu çıkardım. Kaydı açtım. Nermin’in sesi odada yankılandı. “Hâlâ hiçbir şeyden haberi yok, değil mi?” Mertcan’ın yüzü bembeyaz oldu. Kaydı birkaç saniye sonra durdurdum. “Devamını hatırlıyorsun.” Uzun süre konuşamadı. Sonra sesi değişti. Yumuşadı. “Aslıhan… açıklayabilirim.” “Şirket zor durumdaydı,” dedi. “Seni kaybetmek istemedim. Bir çıkış yolu arıyordum.”“Ben çıkış yolun muydum?” “Hayır.” “Evim?” Sessizlik. “Param?” Sessizlik. “Evliliğimiz?” Cevap veremedi. İşte o anda gerçeği tamamen anladım. Mertcan’ın en büyük hatası beni kandırmaya çalışması değildi. Beni kendimden daha az akıllı sanmasıydı. Babam masanın üzerine bir dosya bıraktı. Boşanma sürecini başlatmak için hazırlanmış evraklardı. Mertcan dosyaya baktı. Sonra bana. “Daha üç gün önce evlendik.”“Hayır,” dedim. “Üç gün önce ben evlendim.” Başımı kaldırdım. “Sen sekiz ay önce bir finansman planı yaptın.” Mertcan’ın annesi Nermin daha sonra defalarca beni aradı. Açmadım. Mertcan’ın şirketi birkaç ay içinde yeniden yapılandırmaya gitti. Borçlarının bir kısmı için kişisel varlıklarını satmak zorunda kaldı. Ataşehir’deki evime ise hiçbir zaman dokunamadı. Boşanma kısa sürmedi. Ama korktuğum kadar uzun da sürmedi. Elimdeki belgeler, banka kayıtları ve o gece tesadüfen aldığım ses kaydı birçok şeyi değiştirdi. Yaklaşık bir yıl sonra boşanma kesinleşti. Bir akşam evimin salonunda kutuları açarken yatağın altından çıkan eski bir eşya poşeti buldum. İçinde yırtılmış duvağım vardı. Onu elime aldığımda uzun süre baktım.Bir zamanlar o yırtığı hayatımın mahvolduğu gecenin işareti sanmıştım. Sonra fark ettim. Aslında hayatımın kurtulduğu gecenin işaretiydi. Babam o akşam bana uğradığında duvağı elimde gördü. “Atacak mısın?” diye sordu. Başımı salladım. “Hayır.” “Niye saklıyorsun?” Gülümsedim. “Unutmamak için.” “Neyi?” Duvağı dikkatlice tekrar kutuya koydum. “Bir insanın seni sevdiğini söylemesiyle, gerçekten seni sevmesi arasında büyük fark olduğunu.” Pencereye yürüdüm. Şehrin ışıkları aşağıda uzanıyordu. Bir yıl önce o ışıklara yeni evlenmiş bir kadın olarak bakmıştım.Şimdi ise kendi hayatının kontrolünü yeniden eline almış biri olarak bakıyordum. Mertcan benden para almaya çalışmıştı. Evimi almaya çalışmıştı. Güvenimi kullanmaya çalışmıştı. Ama alamadığı bir şey vardı. Geleceğim. Çünkü bazen hayatınızı değiştiren şey büyük bir karar değildir. Bazen yalnızca gelinliğinizle yatağın altına saklanmak gibi saçma bir fikirdir. Ve bazen hayatınızın en kötü gecesi sandığınız gece, aslında kendinizi kurtarmaya başladığınız ilk gecedir.