Düğünden İki Gün Önce Açık Unutulan Telefon

Düğünüme sadece iki gün kalmıştı. Yatak odamda durmuş, nişanlım Nihat ile FaceTime üzerinden konuşuyordum. Beni aile evinden aramıştı; düğün salonunun süslemeleri hakkında son bir fikir almak istiyordu. “Gül kurusu mu, mürdüm rengi mi?” diye sordu. Elinde telefonla koridorda yürürken görüntü hafifçe sallanıyordu. “Gül kurusu,” dedim. “Çiçeklerle daha uyumlu olur.” “Harika. Bekle biraz, annem arıyor.” Ekran karardı. Aramanın sonlandığını sandım ama hat hâlâ açıktı. Önce sadece ayak sesleri ve boğuk hışırtılar duydum. Ardından Nihat’ın annesi Leman Hanım’ın sesi yükseldi: “İmzalattın mı o belgeleri?” Bedenimdeki tüm kaslar kilitlendi. Nihat hafifçe güldü: “Neredeyse. Evraklar konusunda biraz tedirgin ama bir kez evlendikten sonra ne desem yapacak. Özellikle çocukları bahane ediyorum; kendini güvende hissetmek için can atıyor zaten.” Nefes almayı unuttum. Üç yıldır Nihat bana çocuklarımı çok sevdiğini söylüyordu.