Eski eşim ve yeni kocası
“Bu arabayı sakın götürmeyin!” Sarpel’in sesi telefonun diğer ucunda öylesine yüksek çıkmıştı ki telefonu kulağımdan birkaç santim uzaklaştırmak zorunda kaldım. Ardından o yabancı adamın sakin sesi duyuldu. “Beyefendi, lütfen işlemi zorlaştırmayın.” Aylinay yeniden telefona döndü. “Barlas, hemen buraya gel!” Sesindeki öfke gitmişti. Yerine korku gelmişti. Yataktan kalkıp perdeyi araladım. Dışarısı henüz karanlıktı. “Benim gelmem gereken bir durum yok.” “Arabanın başında iki adam var! Bir de çekici getirmişler!” “Anladım.” “Nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun?” Bir an sustum. Sonra yalnızca şunu söyledim: “Çünkü dün imzaladığınız kâğıdı ben okudum.” Telefonun diğer ucunda birkaç saniyelik sessizlik oldu. Sarpel’in küfrettiğini duydum. Sonra Aylinay fısıldadı: “Sen bunu bilerek yaptın.” “Hayır. Ben size okumadığınız bir şeyi zorla imzalatmadım. Aracı kontrol ettiniz. Yapılan işi kabul ettiniz. Borcu kabul ettiniz. Sonra da ödemeyeceğinizi söylediniz.” “284 bin lira için arabamızı mı haczettiriyorsun?” İşte o anda yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. “Hayır, Aylinay.” “Ne demek hayır?” “Arabayı götürenlerin benim faturamla ilgisi yok.” Bu kez gerçekten sustu. Arka planda adamın sesi yeniden duyuldu. “Şasi numarasını bir kez daha doğrulayın.” Aylinay’ın nefes alışını duydum. “Barlas… Ne oluyor?” Cevap vermeden önce birkaç saniye bekledim. “Bunu Sarpel’e sor.” Telefon kapandı. Ama benim için asıl hikâye altı gün önce başlamıştı. Mercedes’i lifte ilk kaldırdığım gece, aracın ön takımındaki hasarı incelerken tuhaf bir şey fark etmiştim. Kazanın şiddeti yüksekti ama bazı parçalar beklediğimden yeniydi. Sol ön salıncak kısa süre önce değiştirilmişti. Tamponun arkasındaki bağlantılarda farklı tarihlere ait işaretler vardı. Daha tuhafı, aracın ön tarafındaki şasi numarasının bulunduğu bölümde kaynak izleri vardı. İlk başta bunun daha önce yapılmış kötü bir onarımdan kaynaklandığını düşündüm. Ama ertesi gece kaportayı sökerken şüphem arttı. Şasi üzerindeki numarayla aracın elektronik kontrol ünitesinden okuduğum numara uyuşmuyordu. İki farklı kimlik. Tek araç. Otuz dakika boyunca hiçbir şeye dokunmadan baktım. Çünkü bunun ne anlama gelebileceğini biliyordum. Araba ya ağır hasarlı başka araçlardan toplanmıştı… Ya da çok daha kötü bir şey vardı. Ertesi sabah tanıdığım bir eksper olan Korhan’ı aradım. Ona bütün ayrıntıları anlatmadım. Sadece, “Bir aracın şasi numarasında oynama olduğundan şüphelenirsem ne yapmalıyım?” diye sordum. Korhan’ın sesi ciddileşti. “Kesinlikle kendin araştırmaya çalışma. Fotoğrafları kaydet. Araç sahibine de suçlama yöneltme. Resmî kanaldan bildirim yap.” Ben de öyle yaptım. Tamir sırasında gördüğüm her şeyi fotoğrafladım.