Gelinim Emine, neredeyse iki yıldır ailemizin bir parçasıydı

"Şimdi mutlu oldun mu anne?" dedi bana bakarak. Sesindeki kırgınlık kalbime saplandı. Ne diyeceğimi bilemedim. Emine ağlayarak otele doğru yürüdü. Oğlum da arkasından gitti. O günün geri kalanında kimse benimle konuşmadı. Akşam olduğunda vicdan azabı beni yiyip bitiriyordu. Sonunda cesaretimi toplayıp onların odasının kapısını çaldım. Kapıyı Emine açtı. Gözleri şişmişti. "Konuşabilir miyiz?" diye sordum. Sessizce kenara çekildi. Odaya girdiğimde oğlum pencerenin yanında duruyordu. Bana bakmadı bile. "Özür dilemeye geldim," dedim. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra Emine derin bir nefes aldı. "On üç yaşındaydım," dedi. Başımı kaldırıp ona baktım. "Evimizde yangın çıktı. Küçük kardeşim içeride kalmıştı." Sesi titriyordu. "Herkes dışarı çıkmıştı ama ben onu kurtarmak için tekrar içeri girdim." O an odadaki hava değişti. "Kardeşimi çıkarmayı başardım ama çatının bir kısmı üzerime çöktü. Aylarca hastanede kaldım." Gözlerim dolmaya başlamıştı. "İnsanlar yıllarca bana baktı, fısıldaştı, acıdı ya da korktu. Bu yüzden vücudumu saklamayı öğrendim." Başımı önüme eğdim. Ben onun bir suç sakladığını düşünürken, o çocuk yaşta bir kahramanlık hikâyesinin izlerini taşıyordu. "Ben..." diye başladım ama kelimeler boğazımda düğümlendi. "Çok büyük bir hata yaptım." Emine hafifçe gülümsedi. "İnsanlar çoğu zaman bilmedikleri şeylerden korkarlar." O gece uzun süre konuştuk. İlk kez onun hayatını, korkularını ve yaşadıklarını dinledim. Tatilin son gününde plaja tekrar gittik. Bu kez Emine yine havlusunu omuzlarına aldı ama saklanmıyordu. Ben de yanına oturdum. Bir süre denizi izledikten sonra elini tuttum. "Biliyor musun," dedim, "o izler çirkin değil." Bana şaşkınlıkla baktı. "Onlar bir insanın sevgisi için neleri göze alabileceğinin kanıtı." Gözleri doldu. Oğlum uzaktan bizi izliyordu. İlk kez yüzünde rahatlamış bir ifade vardı. O an anladım ki bazen insanların sakladığı şey kusurları değil, geçmişte taşıdıkları acılardır. Ve bir insanı gerçekten tanımadan onun hakkında hüküm vermek, görebileceğimiz en büyük kusurdur. Denizin üzerinde güneş yavaşça batarken, yıllardır taşıdığım önyargıların da sessizce kaybolduğunu hissettim.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.