GELİNİM, HER HAFTA EVİME TORBALAR DOLUSU KİRLİ ÇAMAŞIR GETİRİP
Sevilay bir şeyler söylemeye çalıştı ama ağzından doğru düzgün tek kelime çıkmadı. Oğlum bu kez sesini yükseltti. "SANA SORUYORUM! BU ADAM KİM?" Tam o sırada gelinimin telefonuna bir mesaj geldi. Sevilay mesajı görür görmez telefonu saklamaya çalıştı. Ancak oğlum ondan önce davranmıştı. Telefonun ekranına baktığında yüzündeki ifadeyi hayatım boyunca unutamayacağım. Ardından bana döndü ve titreyen bir sesle öyle bir soru sordu ki olduğum yerde donakaldım. "Anne, senin bu adamla ne ilişkin var?" Şaşkınlıktan ne söyleyeceğimi bilemedim. "Ne adamı oğlum? Sen neden bahsediyorsun?" Oğlum telefonun ekranını bana doğru çevirdi. Mesajda şu sözler yazıyordu: "Annen hâlâ hiçbir şey bilmiyor, değil mi? Cumartesi günü getirdiğin gömleklerin cebindeki zarfı mutlaka al. O kadın gerçeği öğrenirse ikimiz de mahvoluruz." Mesajı gönderen kişinin adı ise ekranda açıkça görünüyordu. Orhan. O ismi gördüğüm anda dizlerimin bağı çözüldü. Çünkü Orhan, otuz sekiz yıl önce hayatımdan çıkardığım ve bir daha asla görmek istemediğim adamdı. Eski kocamdı. Oğlumun öz babasıydı. Ancak oğlum henüz iki yaşındayken bizi terk etmişti. Yıllarca başka kadınlarla yaşamış, borçları yüzünden evimizi kaybetmemize sebep olmuştu. Oğlumu tek başıma büyütmüştüm. Hayatım boyunca onun yüzünü bir daha görmemeyi dilemiştim. Peki, gelinimin telefonunda ne işi vardı? "Sevilay, hemen konuşmaya başla!" diye bağırdım. Gelinim ağlamaya başladı. "Anne, lütfen beni yanlış anlamayın. Ben sadece yardım etmeye çalışıyordum." Oğlum öfkeyle telefonun ekranını gösterdi. "Yardım mı? Babamla neden gizlice görüşüyorsun? Bu kıyafetler onun mu?" Sevilay başını önüne eğdi. "Evet." Bir an için odadaki bütün sesler kesildi. Oğlum, karısının babasıyla gizlice görüştüğünü öğrenmenin şaşkınlığıyla duvara yaslandı.